Balık Burcunda Yeni Ay ve Etkileri

Balık Burcunda Yeni Ay ve Etkileri

23 Şubat Pazar günü Balık Burcu’nda yeni ay doğacak.
Biz de bu enerjinin kullanılabilir hale geldiği esnada Yeni AyMeditasyonu ve Yeni Başlangıçlar Ritüelimizi yapacağız. Yine BodyFit Nişantaşı’nda Pazartesi 20:00’de. Katılmak isteyenler için detayları burada.

Bu yeni ayda olay denge, huzur, ilişkilerimiz ekseninde dönüyor. Ama öncelik kendimizle ilişkimizde.

Kendimizle olan iç savaşımızı çözmemiz gerekiyor. 

İlişilere yansıyan bir iç savaş bu. Olmak istediğimiz ve olduğumuz arasında bir çatışma…
İki yıldır içinizde verdiğiniz savaşı düşünün. 

Başa dönüp dönüp yaşadığınız aynı senaryoları, tarihin tekerrür edişini…
Kaçmak istediklerinizi, ortamları, kişileri, koşulları…

Pek de dile dökemediğiniz, yüzleşmekten kaçındığınız konu veya konular nelerdi? Kişiler kimlerdi?

İşte o konularda şifalanmak için yeniden hayata sarılma zamanı. Derinlere dalacağız. Kendimize bakacağız. Derinlerde, bakım vermeyi ihmal ettiğimiz odalara dalacağız. Kendimize bakım vereceğiz. Sezgilerimize güvenmeyi, hislerimizin köklerini anlamayı öğreneceğiz. 

Üzerinde çalışacağınız alanı seçin. Mayıs’a kadar vaktimiz var. Kendimiz için bir şey yapmalıyız.

Bize hizmet etmeyen, enerjimizi düşüren o bakış açısından, fikirlerden, kalıplardan kurtulmak, özgürleşmek için artık farklı bir şey yapmalıyız. İlişkilerimizi özgür kılmak, doyasıya yaşamak, kendimizi gerçekleştirmek için farklı bir şeyler yapmalıyız.

Bağımlılıklardan kurtulma zamanı!

Bağımlılıklarımız var hepimizin. 

Kimisi madde bağımlısı, kimisi alkol, sigara…
Kimisi yeme bağımlısı. İç boşluğunu aşırı yiyerek doldurabileceğini sanıyor, bir türlü dolmuyor.
Kimisi sevgi, ilgi bağımlısı. Kendini sevdirebilmek için yapmayacağı yok, en çok da kendinden vazgeçiyor.
Kimisi güç bağımlısı. Hırsından, stresten kendini yiyor bitiriyor, hızla yaşlandırıyor. Aslında en çok da korkuyor.

Örnekleri uzatmayacağım.
Söylemeye çalıştığım, bir takım koşullanmışlıklar ve içsel korkulardan ötürü hepimizin geliştirdiği bağımlılıklar var.

Bunların bazısı bize hizmet ediyor. Bazısı etmiyor. Bazısı olmadığımız bir ben yansıtıyor dış dünyaya. İlişkilerde hak ettiklerimizi talep edemiyor, alamıyoruz bir türlü.

İşte bunları geride bırakmak için çaba göstermek, kararlı olmak gerekiyor.

Temizlenmeye niyet etmek, yeni ve sınırsız olasılıkları hayatımıza davet etmeyi becerebilmek gerekiyor.
Bir de affetmek gerekiyor.

Bunlar için de her zaman yaptığımızdan farklı bir şeyler yapmak gerekiyor.
İşte tüm bu gereklililere dair adımlar atmak için doğru zamanlara giriyoruz.

Düşünmemiz lazım. Hissetmemiz lazım. Sessizleşmemiz ve dinginleşmemiz lazım ki kendi doğrumuzu görebilelim.

Bunun bir yolu meditasyon. Balık dönemi, meditasyonlar yapmak için yılın en harika dönemidir.

Başlarken bahsettiğim Yeni Ay Meditasyonu, astrolojik enerjiyi anlamak ve kendi doğrumuzu hissedebilmek için. Yıllar içinde bu meditasyonlarla hayatında çok şey değiştiren çok kişiye şahit oldum, ısrarım bu yüzden. Ben bir alan açıyorum, umarım siz de kendinize bu alanı açar ve adım atma hediyesini verirsiniz. Ama yerimiz kısıtlı ve yoğun talep gördüğümüzü bilmenizi isterim. Rezervasyonunuzu yaptırmayı lütfen ihmal etmeyin.

Bir de Merkür geriliyor malum. Bunun kötü bir şey olmadığını yıllardır anlatıyorum. 

Tüm etkileri toparlayıp neler yapalım? Bize hap gibi ver diyenlere, bu ay kıyak geçiyorum:

  • Revize et, edit et, tekrar düzenle, tekrar değerlendir.
  • Oluru var mı tekrar bak. Aldığın dersleri kullan.
  • Temizlen, arın.
  • Beslenme düzenine yeniden bak.
  • Egzersiz düzenine yeniden bak.
  • Duygusal dengene yeniden bak.
  • Zihinsel dengene yeniden bak.
  • İlişkilerindeki uyuma ve tatmine yeniden bak.
  • İşindeki tatmine ve ne istediğine yeniden bak.
  • Üretmeye gönüllü ol.
  • Kendine hizmet eden, enerjini yükselten yeni bir rutin yarat.
  • Eski dostları gör.
  • Eskiden gittiğin yerlere git.
  • Eski günlükleri oku.
  • Toprağa dokun.
  • Düzenle.
  • Toparla.
  • Önemse.
  • Kendinle barışmanın yollarını ara.
  • Elinden gelenin en iyisini yap.
  • Niyetini nezaketle ifade et.
  • Sev.

Sevgilerimle,

Burcu Akçimen

21 Şubat 2020, İstanbul 

Kova Burcunda Yeni Ay ve Etkileri

burcu akçimen astroloji yazar yeni ay etkileri

2020 yılının ilk astrolojik yeni ayı, 25 Ocak Cumartesi gecesinin ilk saatinde doğuyor. Kova burcunda doğacak olan bu etkileşimin analizini yaparken içim umutla doldu.
Umudu yaymaya vesile olmak ne güzel!

***

Umudu beslemeye ve umut tohumları atmaya niyet ettiğim, bu ayki Yeni Ay Meditasyonu ve Yeni Başlangıçlar Ritüelini, 25 Ocak Cumartesi saat 14:30-16:00 arasında, BodyFit Nişantaşı’nda yapacağım. 

Her yeni aya özel, astrolojik analizlerime dayalı meditasyon senaryoları yazıyorum ve bu etkinlikte paylaşıyorum biliyorsunuz. İçinden geçtiğimiz dönemin enerjilerini idrak etmek ve kendi yolculuğuna dair ilham almak, derinlere bakmak isteyenleri bekliyorum. Dinlenmek ve pamuk gibi olmak da bonusumuz. 

Malzeme hazırlığı yapmak için, rezervasyon yapmanıza ihtiyacımız var. BodyFit Nişantaşı’nı arayıp isminizi yazdırabilirseniz harika olur. 
Bir de isimler geldikçe, paylaşmaya dair hevesim,  neşem nasıl katlanıyor, yüzümden kocaman gülücük olarak dünyaya taşıyor bir bilseniz…

Bu yazıyı kaleme almadan önce, bu ayki meditasyon senaryoları su oldu aktı içimde. Önce onları yazdım. Geleceğe dair umut ve neşe tohumları atmaya çok çok hevesliyim bu ay!

***

Her yeni ay, yeni başlangıçları destekleyen enerjiler taşır. Artık yıllardır okuya okuya bunu ezberlediniz, biliyorum. Bu ay 4 derece Kova burcunda oluşan yeni ayın, diğer tüm gezegenler, noktalar, yıldızlar ve evlerle yaptığı etkileşimleri anlamamız gerekiyor. 
Başlıyoruz.
Bu yeni ayın mesajları tertemiz ve umut dolu. 

Gelecek Nesillere Miras Bırakmak

Dünyayı daha güzel bir yer yapmak, insanlığın gelişimi, kendi yaşamını anlamlandırmak ve sonsuzluğun için gelecek nesillere ne bırakabilirsin?Ana sorumuz bu.

Sanatçı olanlar için bu soruyu yanıtlamak kolay. Bir kitap, bir resim, heykel, öykü, kalbe dokunan bir söz, bir bina…
Bir bilim insanı için yeni buluşlar, teknolojinin gelişmesine, bilime katkıda bulunmak…

Peki ya kendini sanatçı veya bilim insanı olarak nitelendirmeyen, sıradan insan ne bırakabilir gelecek nesillere?
Gelecek nesillere bırakacak neyin var kendini sıradan sanan sevgili okuyucum?

Fikirleri tetiklemek için ben birkaç örnek vereyim.

Ailesi olabilir insanın. Sevgiyle, ilgiyle yetiştirdiği çocukları olabilir. Sevgiyle yetişen nesiller miras bırakabilir insan. Geleceği şekillendirecek çocukları yetiştirebilir bir anne. 

İnsanlığı iyileştirecek, şifalı yemekleri yapabilir bir aşçı. 

Düşünmeyi, sorgulamayı öğreterek, merak etme, okuma hevesi yaratarak aydınlık beyinler yetiştirebilir bir öğretmen. 

İlaçların değil, sağlıklı yaşam koşulları yaratmanın insanlığa şifa vereceğini anlatabilir, öğretebilir bir doktor. 

Aşkı, sonsuz sevgiyi, özen göstermeyi ve derinleşmeyi dibine kadar yaşayıp, önce kendilerini, sonra dünyayı güzelleştirebilir bir çift. 

Örnekler çoğaltılabilir. Ama önemli olanı verebildim bence: Yaratım denen şey sadece sanatla, bilimle sınırlı değil.
Yaratım sınırsız.
Gelecek nesillere bırakabileceklerimiz sonsuz. 

Kendini sıradan sana her insan, içinde koca bir evreni taşıyor.
Bize bunlar öğretilmedi, ondan inanmak zor geliyor. 

Oğlak Güneş Tutulmasından yani Aralık 2019’dan beri benzer temaları aktarıyorum. Çünkü, astrolojik etkiler üst üste güçleniyor. 

İnsan, hayatının anlamını, yaşama ve gelecek nesillere bırakabileceği mirası öyle bir günde yaratamıyor. 
Yaratacağımız miras her ne ise, tutarlı çaba istiyor. Kararlılık istiyor. Düzenli çalışma istiyor. Disiplin istiyor. Sabır istiyor. 
Kendi en iyi versiyonumuza ulaşmak, yapabileceğimizin en iyisini yapmak için ne gerekiyorsa yapmamızı, dağları tırmanmamızı istiyor. 
Full Oğlak burcu temaları farkındaysanız. 

Bu temaların sonuncusu ve en önemlisi, somut adımlar istiyor.
Düşüncede kalmayın. Adım adın, hareket edin.
Fiziksel bedenlerimiz uğraşsın, bir yerden bir yere gitsin gerekiyorsa. Yaratım için fiziksel efor sarf edin.
Düşüncede kalmayın. 

Korku bitti!

Tüm bunlar sert, acı verici, korku ve endişe dolu olmayacak. 
Korku bitti!

Geleceğe miras bırakacağınız o büyülü, güzel yaratımlar düşük enerji frekanslarında yaratılmaz. Sevgi, heves, tutku, canlılık, neşe frekanslarında yaratılır. Oğlak’ın karşısındaki Yengeç bize tutulmalarla bunları anlattı. Çaba deyince sertleşme. Yumuşaklık, şefkat, kucaklayıcı ve besleyici olmak, dişil olan kazanacak. Bu çok önemli bir detay! Kazanan olmak istiyorsan bu paragraftaki nitelikleri bir daha oku lütfen. 

Yukarıda bahsettiğim frekanslar yaşamınızda yeterince yoksa, bunları yeterince deneyimleme sorumluluğunu almanız gerekiyor. Frekansınızı yükseltme sorumluluğunu alın. 

Temiz beslenin, egzersiz yapın, doğada vakit geçirin, meditasyon yapın (bizim meditasyonlarımıza gelin, spotify’daki meditasyonlarımı dinleyin:) ), frekansınızı yükselten kişilerle yaşamınızı paylaşın…
Özetle, frekans yükseltme meselesini önemseyin. Araştırın. Öğrenin. Bir şeyler yapın. 
İnsanlık, frekansı yükseldikçe ilerleyecek ve yükselecek. 
Yaşama, frekansınızı yükselterek katkıda bulunun. 
Frekans konusu çok büyülü! Konuyu saptırmaya kesinlikle değerdi! Konumuza dönelim. 🙂

***

2020’nin ilk ayı bitecek,  ben hâlâ ne yapacağımı, ne yaratacağımı bilmiyorum.” diyenler var bir de.
Eğer bu gruba dahilsen lütfen kendine kızma.
Frekansını düşürme kızarak. 

Bu gruba net bir sözüm var: Aslında ne yaratacağını biliyorsun.
Ama taşlar henüz yerine oturmadığı için idrak edemiyorsun. Herkes gibi sen de çoktan bu yaratım enerjsiyle sarıp sarmalandın.
Bir tohumun içinde, neye dönüşeceğinin tüm bilgisi vardır.
Senin içinde de var!

Aklına bir şeyler geliyor olabilir ama şimdi sana vereceğim ipuçlarını takip etmeni isteyeceğim. 

Ne demiştik? Enerjiler sevgi, merak, heves, neşe ve canlılığı vurguluyor. Bunları hissettiğin yerlere yönel. Minicik bir sohbet, bir mekan veya okuduğun bi satır sende bu hislerden en az birini tetikliyorsa bunu önemse, arkasından git. Merak et. Araştır. Çabala. Tohum küçücük bir şeydir malum. Yine de yıllara meydan okuyacak asırlık ağacı ve ormanı yaratabilir. 

Eğer arzuların, yoksunluk duyduğun, kaygı, korku veya karamsarlığı yoğun hissettiğin alanlarda ise dikkat. Yoksunluk duyduğun o alanda hissettiklerin frekansını düşürdüğü sürece, orada en büyük eserini veya arzularını yaratamazsın. O alanı veya konuyu odağından bir süreliğine çıkar. Bir şeyi odağından çıkarmak, yerine yeni bir şey koymakla mümkün.

Odağını sevgi, neşe, heves, merak hissettiğin alana çevir. Doğru yolun orada. Hislerin sana boşu boşuna rehberlik etmiyor; onları dinle. 

Direnmeyi bırak. Frekansını düşüren alanları düşünüp durmayı, oralarda çektiğin yoksunluğa isyan etmeyi, enerjini o alana dair konuşmaya ve savaşmaya harcamayı bırak.
Orası senin beslenme alan değil, en azından şimdilik

Odağını iyi hissettiğin alana çevirmek seni değiştirecek.
İşte bu değişim, acılı değil, tam tersi mutluluk ve anlam dolu.
Bunun için çabalamaya değer. 

Senin için doğru alanı bulduğunda kaygılar ortadan kalkacak.
Belki, boyundan büyük işlere kalkıştığını düşüneceksin.
Olsun, çabalamaya devam et!

Önce kendine, sonra tüm insanlığa katkın olacak. Yaşamının anlamını bulduğunda, geleceğe miras olarak ne bırakacağın derdi kalmayacak. Yaşam senle inşa olacak ve akacak.
En büyük eserlerin ve yaşama katkın kendiğinden, hevesle akacak. 

İşte Kova yeni ayının bize çizdiği tablo bu. 
Geleceği yaratan mı olacaksın?
Ait olmadığın, seni zehirleyen alanda kalmaya direnen mi?
Hangisi hafif hissettiriyor?
Cevapları verdiysen, düşüncede kalma, harekete geç. 

Sevgiyle,
Burcu Akçimen
20 Ocak 2020, İstanbul

Ay Tutulması Etkileri ve Tavsiyeler

burcu akçimen astroloji yazar yeni ay etkileri

Ay Tutulması, 10 Ocak gecesi, İstanbul saati ile 22:22’de Yengeç burcunda gerçekleşecek.

Tutulmanın karşısında, Oğlak burcunda dört tane gezegen yan yana duruyor. Burada güçlü bir enerji birleşimi var. Lütfen 10 Ocak gecesini hedef almayın. Bu enerjiye çoktan girdik. İçindeyiz. Uzun süredir (2019 yılının büyük bir bölümünde) benzer etkileri anlatıyorum.
Hâlâ hayattayız ve ilerliyoruz. Neden böyle söylüyorum?
Bu tutulmaya dair, herkes bir şeyler söylüyor. Şu ana kadar pek çok şey okumuş olabilirsiniz. Ben de okudum, duydum. Üzülerek görüyorum ki yorumların çoğunluğu korku pompalıyor. Yüzeysel ve gerçeklikten uzak. Astrolojinin temel amacı insanı güçlendirmektir. Vizyon vermek, ilham vermek, destek olmaktır.

Lütfen bu amaçların dışında kalan, yüzeysel ve korku dolu, iç karartan yorumlardan kendiniz koruyun. Frekansınızı yüksek tutmanız çok önemli. Çünkü frekansınız yaratıyor. İyi, güzel, şifalı, bereketli, başarılı diye nitelendirdiğimiz şeyleri yüksek frekanslarda yaratıyoruz.
Düşük frekanslarda iken, düşük frekanslı yaratımlar yapıyor; korku, endişe, panik, dağılma, kaybolmuşluk, boşluk hisleri ile mücadele ediyor, bedenen, zihnen, ruhen hastalanıyoruz. Yaratıcı ve üretken tarafımızı baltalıyoruz.

Her gün seçimlerimizi yaşıyoruz.
Küçük kız/erkek çocukları gibi elimizden tutulup bir yerlere zorla sürüklenmiyoruz.
Yetişkiniz, kendi seçimlerimizi yaşıyoruz.
Yetişkin değilsek de artık olalım, değil mi? 🙂

Frekansınızı yükseltmeniz ve korumanız çok önemli!

Haberlerden, medyadan, sosyal mecradan, sizi hasta eden ortamlardan ve kişilerden kendinizi korumanız çok önemli.
Bedenen, zihnen, ruhen frekansınızı yükselten şeylere yönelmeniz çok önemli.

Bu alanda yazılmış, Rezonans Kanunu isimli kitabı okumanızı tavsiye ederim. Daha okurken bile insanın frekansını yükseltiyor.

Bu kitapta detaylıca anlatılan frekans yükseltici müzikler ve enstrümanlar uzun süredir ilgi alanımda. Bu alanda epeyce okudum, araştırdım, eğitimler aldım. Astroloji, yoga, meditasyon uzmanlığımla bunları harmanladım ve 2015 yılından beridir hayalim olan Ses Şifa Meditasyonları yaptırmaya bu tutulma ile başlıyorum. Katılmak isterseniz 11 Ocak Cumartesi saat 14:30’da BodyFit Nişantaşı’nda. Detayları burada.

Peki etrafta neden bu kadar korku enerjisi var?

Değişiyoruz, dönüşüyoruz. Her gün, adım adım.
Bir bebeğin büyümesi gibi, hepimiz, her gün büyüyoruz.

Bizi yönlendiren bir hayat var. Kendimiz olmaya, doğru olmaya, özümüzden geleni yaratmaya doğru bir yönlendirme bu. Yoldan saptığımız, hata yaptığımız, özümüzü duyamadığımız zamanlar elbet var. Bu zamanların arkasından, tekrar doğru yola dönmek için bir şeyleri farklı yapmak, değiştirmek zorunda kalıyoruz zaman zaman.
Her şeyi kendimiz olmak, kendi özümüzden gelene sahip çıkmak için yapıyor olsak, hayat neşe, keyif, canlılık ve hevesle dolu olurdu. İçimizi dinlemiyorsak bu yolu bulma konusunda sallatılar yaşamamız normal. Kendimizi dinlememiz bu nedenle çok kıymetli.
Yolumuzu bulana kadar denemeye, hata yapmaya ve değişmeye mecbur olmak da normal, değil mi?

İçinde bulunduğumuz astrolojik etkilerin bize en temel mesajı, uzun süredir kendimiz olmaya, özümüzden gelene sahip çıkmaya dair.
Kendi özgünlüğümüze, peşinden hevesle koşacağımız şeylere sahip çıkma, dümeni onlara yönlendirme zamanlarındayız. Epeydir bu etkilerin altındayız.
Kendimizden daha büyük olan, hayata bırakacağımız harika eserlerimizin yaratımına girdik bile.
Yaşamın bizim için kolay ve neşeyle aktığı, kalbimizin mutlulukla titreştiği alanları, mekanları, konuları ve kişileri bulma ödülüne ulaşmak için arayıştayız, yaratımdayız. Kurulum yapıyoruz. Kendimize çekidüzen veriyoruz. Küçük küçük değişiyoruz.
Eğer bunları yapmıyorsak bunalıyoruz, boşluğa düşüyoruz. İllüzyonların cehenenneminde yanıyoruz.
Lütfen korkmayalım artık.
Dolaştığımız yerler korkuyu mu besliyor? Sevgiyi, hevesi mi besliyor?
Bu basit soruların cevabı, hafiflik hissi, bize nereye yönleneceğimizi söylüyor.

***

Değişime, dönüşüme bakışımızda kollektif olarak bir korku var. Bir yerde kollektif bilincimize, değişimin kötü ve korkulması gereken bir şey olduğu aşılanmış. Değişim, kayıp ile, üzüntü ile, yıkım ile eşleşmiş.
Bir yerde bir yanlış anlaşılma olmalı.
Her gün değişirken, dönüşürken, ilerlerken neden bu korku?
Ne olmasından korkuyoruz?
Korkularımız gerçek mi? Eğer şu anda ve gerçek ise, ona dair yapılabilecek şeyler mutlaka olmalı. Elimizden geleni yapıyor muyuz?

Asıl sorun, illüzyonik korkularımız olmasında.
Asla gerçekleşmeyecek şeylere dair korku, endişe, panik içinde yaşamanın sonu yok.
O hal bir cehennem.
O hal insanın içini çürütüyor.
Sizi endişelendiren, korkutan, iç dünyanızı allak bullak eden şeyleri yazmanızı veya bir yakınınıza tüm açıklığı ile anlatmanızı tavsiye ederim. Yazdıklarınız ve anlattıklarınız absürd geliyorsa, bilin ki illüzyonlar içindesiniz ve yaşamınızı karartıyorsunuz.
Orada daha fazla kalmayın, çıkın.
Enerjinizi, vaktinizi frekansınızı yükseltmeye harcayın. Lütfen!

Buraya kendimiz olmaya, parlamaya geldik!

Ben tutulmanın yoğun enerjili etkilerini içsel olarak yorumluyorum. Yavaş ilerleyen Satürn ve Plüto ile konuşan bu etkiler, bize evet değişimi ve kökten dönüşümü anlatıyor.  Ama bu değişimi, dönüşümü kendi ellerimizle biz yaratacağız. Aniden başımıza felaketler yağmayacak.

OLAN var sadece. Gerisi bizim yorumumuz.
OLAN oluyor. İçerisi karanlıksa yorumumuz karanlık, içerisi aydınlıksa yorumumuz aydınlık, gözümüz ve kalbimiz fırsatları yakalayıp takip etmeye açık oluyor.

İçerisi değişince dışarısı da değişiyor.
İçerisi temizlenince, dışarısı da temizleniyor.
İçerinin frekansı yükselince, dışarıda frekansı yüksek olaylar ve kişiler hayatımızıa giriyor.
Mıknası gibiyiz. Çekiyoruz.
Mıknatıstan farkımız, neysek, onu çekiyoruz.

Lütfen korkmayın! Korkuya kapılınca derin nefesler almayı hatırlayın.
Derin nefesler, evet çok basit, ama çok etkili; bedeni, zihni, ruhu rahatlatıyor.

Bugünlerde niyetiniz, size ağır geleni bırakmaya dair olsun.
Kendinizi sabote ettiğiniz düşünceleri, sözleri, tutumları yakalayın.
Size iyi gelmeyenle karşılaştığınızda, her zamanki tepkilerinizi vermek yerine değişik bir şey yapın.
Değişim dümeninin koltuğuna siz geçin. Değişimi, dönüşümü başlatan siz olun.
Dümenin koltuğunda olmak, illüzyonik korkuları da yok edecek.
Parlamaya geldiğimiz şeyi yapmaya, o alanda olmaya çevirin dümeni.

Özetle…

Korku, endişe, kaygı zehirli…
Acı çektirerek, yavaş yavaş öldürüyor insanı.
Lütfen frekansınızı yükseltmek için sorumluluğu ele alın.
İçiniz ne kadar ferah ve temizse, hayatınız da öyle oluyor.

Lütfen artık değişim, dönüşüm sözcüklerinden korkmayalım. Bebek değişiyor, dönüşüyor ki yürümeye ve konuşmaya başlıyor. Her şey doğal akışında, rahatlıkla yapılabilir.
Artık rahatlama, bolluk kafasına, bakış açısına geçmemiz gerekiyor. Bunun için de frekansımızı yüksek tutmaya odaklanmamız gerekiyor.

Korku ve kaygı ile direnmeye çalışıyor, durduğumuz yerde durmaya çalışıyor, her şeyi kontrol etme kaygısına düşüyor ve yıpranıyoruz.
Dünyada olan biteni sadece izliyorsak, üzülüyor, kızıyor, kendi frekansımızı düşürüyoruz.
Lütfen yapmayın. Duyarsız olun demiyorum. Yapabileceğimiz daha iyi, katma değerli, yapıcı olmaya yönelik şeyler var.

Kendini gerçekleştiren her insan hayata ve tüm insanlığa hediye.
Bir kişinin frekansı yükselince, onun çevresi bundan katlana katlana etkileniyor.
Gelin, değişimi başlatan olalım.
Kendimize, yükselmeye ve yaşamı aydınlatmaya odaklanalım.
Bir insan, çok şeyi değiştirebilir.
Buna odaklanmakla başlayalım.

Sevgilerimle,
Burcu Akçimen
9 Ocak 2020, İstanbul


Güneş Tutulması Öncesi ve Sonrası Etkileri – Oğlak Burcunda Yeni AY

gunes-tutulmasi-etkileri-astrolji-astrolog-burcu-akcimen

Yılın son günlerine denk gelen bu Güneş Tutulması / Oğlak Yeni Ayı, bir devrin sonunu ve bir devrin başlangıcını simgeliyor.
Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.
Bunu iyi anlamda söylüyorum.
Vizyonumuzu oluşturma, ona tutunma ve kendi özgünlüğümüzün büyük eserlerini verme zamanlarına giriyoruz.
Bitişler ve başlangıçlar net çizgilerle ayrılmış değil.
Birbirine girişim yapmış halde.
Çoktan her şeyin içine girdik bile.
Geçmişin yüklerinin büyük kısmını geride bıraktık bile.
İdrak etmemiz an meselesi.

Güneş tutulmasına kadar olan günlerde, zamanı ve oluşan enerjiyi verimli kullanmak adına, odaklanmamız gereken şeyler var.
Bu yazının bu kadar erken gelmesinin sebebi bu.
Haydi okuyalım.


İçinde Bulunduğumuz Günlere Dair…

Kendinizi durgunlaşmış veya durulma, dinlenme ihtiyacında hissediyor olabilirsiniz.
Bir gün çok iyi, bir gün çok karanlık, bir gün agresif, bir gün müthiş yapıcı ruh hallerinde dalgalanırken bulabilirsiniz.
Bunlar normal.

Günlerin karanlığı artarken, bizlerin de bedeninde su elementi artıyor.
Su dalgalı; durulmak ve berraklaşmak istiyor.

Su elementi, derin düşünme, algılama, idrak etme ile ilgilidir.
Sorgulamayı, anlama ihtiyacını getirir.
Su elementi arttığında aşırı hareketli olmak istemeyiz.
Böyle zamanlar durma, sindirme, olma ve derine dalma zamanlarıdır.
Her daim YAPMAK peşinde koşmak, hareket halinde kalma gerekliliği hissetmek bünyeye yerleşti ise, böylesi durulma zamanlarında insan zorlanır; durumu garipser.
Durulmaya izin veremez.
Hareket etmek istemeyen bedenine içerler, kendine kızar, suçluluk duyar.
Bu günlerde böyle deneyimler yaşıyorsanız, sözüm size.
Biraz durmanın, içe dönmenin zararı yok, faydası büyük.

Boş zamanlarınızı doldurma gayretini bırakın.
Boş zamanlarınız boş kalsın.
Kendinizi sosyal aktivite ve kişilerle doldurmaya çalışmayın.
Bedeniniz açsa besleyin, yorgunsa uyuyun, sıkıştıysa esnetin.
Boş zamanlarınızı durarak, günlük yazarak, kendinize dönerek, kendinize bakım vererek geçirin.
Çünkü bu aralar yapmanız gereken en önemli şey sindirmek.

Sindirmek, faydalıyı ve zararlıyı ayıran en önemli, değerli mekanizma.
Neyin sizle kalacağına, içinizde/hayatınızda neye yer olmadığını ayrıştırmak için, kendinize zaman ve alan vermeniz gerekiyor.

Uzun süre gökyüzündeki Satürn, Pluto, Güney Ay Düğümü etkileşiminin güçlü yönlendirmeleri ile uğraştık. Geçmişle bolca hesaplaştık.
Güvendiğimiz dağlara karlar yağdı, kendimizi dağsız da oldurmanın yollarını aradık.
İlişkiler yıkıldı.
İçimizdeki kaleler yıkıldı.
Koskoca yaşam direklerimize, güvencelerimize, yıllar içinde kurduklarımıza veda ettik.
Ayakta kalma, yeniden başlama, hayata tutunma mücadeleleri verdik.
Yorulduk, yıprandık, değiştik.
Son iki yılınızı hatırlayın.
Son iki yılda kat ettiğiniz yola bakın.
Hayatınızdaki, çevrenizdeki, ilişkilerinizdeki, kendinizdeki değişimlere bakın. Ne demek istediğimi netlikle göreceksiniz.


Kendi Cehennemini Yaratan İnsan 

Alışkanlıklarımız yıkıcı, ezici veya sabote edici ise dünya hayatındaki cehennemimizi kendi kendimize yaratırız.
Her günümüzü sabote edip, güzelim hayatlarımızı tam bir işkenceye çevirebiliriz.
Rüya gibi bir hayatı, tatminsiz, mutsuz, yüzeysel, boşluk ve anlamsızlık hisleriyle yaşayıp çöp edebiriz.
İşin kötü yanı, bunlar gayet bilinçsizce yapılır; alışkanlıktır.

Alışkanlık denilen şey çok güçlüdür. Fark etmesi, değiştirmesi zaman alır. Ciddi bir kararlılık gerektirir.

Tutulmaya kadar olan dönem, kendimizi ve ilişkilerimizi sabote eden bu alışkanlıkları fark etme ve tanımlama dönemi.
Fark etmek tek başına yetmiyor, dikkat.
Netlikle tanımlamalısınız!

Tanımlamak bir beceridir.
Haset ve kıskançlık; hırs ve azim farklı şeylerdir.
Tanımlama becerisi, bu ince farklılıkları, detayları gözeterek yapmak demektir.

Bu yazıyı yazarken ana temayı bir paragrafta verebilir ve bırakabilirdim. Ama yapmadım.
Enerjiyi tüm detayları ile anlamak için detaylı tanımlanmış bir yazıdan daha fazla faydalanabileceğinizi biliyorum çünkü.
İşte tıpkı bunun gibi, kendi alışkanlıklarınızı, sabote edici tavırlarınızı uzun uzun, detaylıca tanımlamalısınız.
Bu kişisel bir çalışma.
Bir terapist yardımcı olabilir, ama sizi durmaksızın teselli edebilecek, pohpohlayacak bir dost yardımcı olamaz.

Konu ciddi. Oğlak enerjisi işleri bunlar.
İhtiyacınız olan kaçınmak veya teselli değil.
İhtiyacınız olan, zaten hayatınızın göbeğinde olan alışkanlıklarınızı, kalıplarınızı, ayakları yere basan bir gerçeklikle tanımlamak, kabul etmek.
Bunu, gününüzü tamamen doldurup, koştururken yapamazsınız.
Durup, sessizleşip, sindirmeye izin verince yapabilirsiniz.

Gökyüzündeki büyük enerji, derinlerde, karanlıklarda yatan yaralarımızı şifalandırmamız için büyük bir fırsatlar sunacak.
Fırsatları yakalamak için hazır olmanız gerekiyor.
Bu günler hazırlık günleri. Ödevinizi yapın!
Yoksa, yanınızdan geçip giden fırsatı fark etmezsiniz bile.

Böylesi dönemlerde insanın kendine dönmesi, meditasyon yapması, terapi alması, geçmişin yüklerinden kurtulma çalışmaları yapması çok çok faydalıdır.
Kişisel olarak, yılın en çok meditasyon yaptığım günlerindeyim.
Şifalı etkilerini gördükçe hevesleniyor ve heyecanlanıyorum.
Özellikle, yeni denediğim bazı tekniklerle çalışmak bana çok iyi geldi.
Bunları 26 Aralık Perşembe günü, BodyFit Nişantaşı’nda yaptıracağım Güneş Tutulması Meditasyonunda paylaşmak için sabırsızlanıyorum.
Kendinize bu şifayı sunmak isterseniz, katılım detayları burada.

Güneş Tutulmasının Ardından….

“Geçmiş geçmişte kaldı. Artık önüme bakacağım.” demek her zamankinden daha kolay olacak.
Geçmişten taşıdığımız ağır yükleri bırakmak ve enerjimizi verimli alanlarda harcamak konusunda daha kararlı olmaya başladığımızı hissedeceğiz. Bu harika!

Yukarıda uzun uzun bahsettiğim, sindirme, anlama ve tanımlama sürecinden gelen farkındalıklarınızla, kendinizi ve ilişkilerinizi şifalamanız şaşırtıcı şekilde hızlı olabilir.
Yaşamınızın birden fazla alanında hızla olgunlaşan meyvelerini görebilirsiniz.

Tutulmanın ardından, yeni girişimlere yönelme, yeni başlangıçlara odaklanma zamanı gelmiş olacak.
Geçmiş yükleri bırakmanın hafiflemesi ile artık vizyonumuza tutunmak, o yolda yürümeye kararlı olmak bu tutulmanın bize en destek sunan halleri.

***

Uzun zamandır sessizce, kapalı kapılar ardında, sabırla hazırlandıklarımızı, beklettiklerimizi ortaya çıkarmak için kendimizi halen hazır hissetmeyeceğiz. Olsun.
Artık ortam, ortaya çıkmaya müsait.
Hazır hissetmesek de artık görünür olmak, somuta dökmek, ortaya çıkmak için doğru zaman gelmiş olacak.
Daha fazla beklemek anlamsız, gereksiz.
Uzmanlaşma ve kalite artışı, deneyimle, zamanla gelecek.
Yaptıkça daha kolay yapabilir hale geleceğiz.
Zamanla derinleşeceğiz.

Tutulma ardından, kararlılıkla çabaladığımız, ödevimizi yaptığımız, sorumluluktan kaçmadığımız alanlarda hayatlarımız parlayacak.
Disiplinli olmanın, çabada olmanın meyveleri büyük olacak.Kendimize inandıkça yollarımız açılacak; gücümüz artacak.
Yılmadan, sabırla, azimle çalışacağız.
Dönüşeceğiz, dönüştüreceğiz.
Yolculuklarımıza yeni insanlar eşlik etmeye başlayacak.
Gelişeceğiz, çokça öğreneceğiz.
Bunlar Oğlak’taki bilge Jüpiter’in meyveleri.

Hevesle, istekle çabalamanın tadı bambaşkadır;sıkıcı değildir.
İnsanı güneş gibi parlatır, yaşamla doldurur.
Disiplin, sabır, azim, çalışmak zorlu kelimeler ve durumlar değildir her zaman.

Eğer istediğin yolda yürüyorsan, bunu biliyor ve hissediyorsan, her çaba yaşamı renklendiren bir dansa dönüşür.
Burada önemli nokta, kendi yoluna, vizyonuna, olmak istediğin kişiye yatırım yapman. Bunun için de hooop döndük mü başa?
Önce sana ait olmayan, sabote eden, yıkan alışkanlık ve tutumlarından sıyrılman, hafiflemen gerekiyor.
Hafifle, boşluklar yarat ki vizyonu anlayabil, oluşturabil.
Hafifle ki vizyonuna tutunabilecek enerjin, uzun yol yürüyecek gücün olsun.

***

2019 acayip bir yıldı. Bu yılda çokça ÖĞRENDİK.
Çoook yorulduk!” diyenleriniz de çok biliyorum. Ama en çok yol kat edenler de o çoook yorulanlar oldu.
Siz en iyisi tutulmaya kadar güzelce dinlenin.

Güneş Tutulması sonrası…

Artık önümüzdeki yol, kendimizden daha büyük bir şey yaratma yolu. Kendimize ve dünyaya katkımızı arttırma, kendimizi şifaladıkça dünyayı şifalama yolu…

Artık daha çok birey, kendini keşif yolunda kararlılıkla ilerliyor.
Ezberler bozuluyor.
Korku azalıyor veya daha yönetilebilir bir hal alıyor.

Bu güneş tutulması bizlere bilgeliğin, özüyle bağ kurmuş, pırıl pırıl insanlığın gücünü tekrar kazanacağını müjdeliyor.
Kollektif bilinç hızla yükseliyor.
Daha çok kişi kendi ışığına yaklaşıyor.
Kendi ışığına yaklaşan, pırıltısı artan her bir insan, dünyayı daha güzel bir yer yapmaya katkıda bulunuyor.

Umuyorum ki tutulma öncesi günlerde kendini dinlemeye, anlamaya, derinleşmeye, dinlenmeye, enerji depolamaya vakit yaratırsınız.
Hafifleyip pamuk gibi olursunuz.
Sonrasında yolumuz uzun ve yaşam dolu!
2020 çok dolu bir yıl olacak!

Sevgilerimle,
Burcu Akçimen
17 Aralık 2019, İstanbul

Yay Burcunda Yeni Ay ve Etkileri

burcu akçimen astroloji yazar yeni ay etkileri

Sıkıntılı günler geride kaldı.
UMUT dolu bir yeni ay kapıda. 
Salı akşam saatlerinde Yay burcunda yılın en pozitif yeni ay doğacak.

İçimizin sıkıldığı, duygularla baş etmenin, içerdeki sıkıntıya tahammül etmenin zor olduğu günler geçirdik. Kimimiz sıkıntının sebeplerini dışarıda gelişen olaylara bağladı. Kimimiz sıkıntıya bir sebep bulamadı, öylece katlandı. 

Bir yanımız bir şeylerin değişmesi gerektiğini söyledi durdu. Bu hali dinledik veya görmezden gelip kendimizi oyalayacak başka şeyler aradık.

İki tip gruptuk bu süreçte:

Birinci grup: Ne istediğini bilmeyenler.
Görmezden geldikleri çokça şey vardı; içlerinde ve dışlarında.
Sorumluluk almaktan çekindiler.
Bahaneler buldular. Suçluyu dışarıda aradılar. Söylendiler, sövdüler.
Her günlerinin içerisinde sıkışıklık vardı. 
Sıkışıklığın kaynağını göremediler.
Özgürleşmek istediler. Ama neyden özgürleşmeleri gerektiğine emin olamadıklarından, karar alıp ilerleyemediler.

Bu gruba önemli bir tavsiyem var: Sıkışık hissettiğin anları, o anlarda zihninden geçen konuları ve duyguları fark et. Bunlardan kaçmayı bırak artık. Görmen gereken her ne ise görme vaktindesin. Kafasını kuma gömen devekuşu misali saklanma çabası, sadece insanın kendisini kandırmasından ibaret.

Gelelim ikinci gruba…
Ne istediğini bilenler veya ne istediğini bildiklerini sananlar grubu
Kafalar yorgundu, iç dünya sıkışıktı burada da… 
“Ne yapsam olmuyor!” hissi vardı.
Oldurmaya çalıştılar. Olanlar yetmedi bu gruba. Büyük adımlar atmak istediler. Sonuç istediler. Sonucu da hemen, şimdi istediler. Onların sıkışmışlıkları da yavaş geçen zamandan ve acıdandı.
Acının sebebi ise, sorumluluk almaları idi.
Yüzleşme cesaretini, cüretini göstermeleri idi.
Aferim size!

Bu gruba en önemli tavsiyem şu: Devam edin, pes etmeyin. Geriye dönüp baktığınızda ne kadar yol aldığınızı görebilirsiniz.
Kendinize yakınlaşma, tanıma, tanımlama çabasından vazgeçmeyin.
Derinde yatan köklere yaklaştıkça çözülüyor her şey.
Biraz daha sabır.

Yukarıda bahsettiğim her iki grup da kendini, bir hayatta kalma mücadelesinin ortasında gördü kısa aralıklarla. 
Şimdi ise yapılacak en güzel şey geri çekilmek. 
Düşünmek.
Sakinleşmek. 
Kendini dinlemek. Biriktirdiğin kabukları katman katman çözmek.
Herkes, kendi hazinesini çok derine saklıyor.
Öyle derine saklıyor ki kendisi bile göremez, hissedemez hale geliyor.

***

Artık o sert havalar geride kaldı.

İçeriden yükselen yumuşak, zarif bir his, bir ses var artık duymaya başlayacağımız. Bir şeyler değişecek evet. Ama bu sefer ‘yapmam lazım, mecburum’lar yok. İçten gelen bir heves, bir istek, kalbin yumuşak sesi var.

Bazı şeylere yönleneceğiz. Öğrenmek, öğretmek, keşfetmek, bilgelik, olgunluk ve anlayış içeren şeyler. 
Belki neden o konulara/alanlara çekildiğimizi bilemeyeceğiz. Olsun, bilmeyelim. İçimizde ufacık bir his ‘Evet, oraya doğru git.’ diyor. Dinleyelim o sesi. 

Bazı karşılaşmalara, gelişmelere tesadüf diyeceğiz. Olsun varsın. 
Tesadüf denilen şey, yaşamın bilgeliğinin yönlendirme tabelaları. Doğru yolda olduğumuzun işaretleri bir nevi. Takip edelim. 

Günlük rutinlerimize, alışkanlıklarımıza ufak şeyler ekleyeceğiz. O ufaklar birikecek ve bizi bugün tahmin bile edemeyeceğimiz güzelliklere taşıyacak. 
İşte bunu hissettiğimizden belki, yeni olana, kalbe umut verene iç rahatlığıyla yönleneceğiz. 

Önümüzdeki dört hafta, bol bol okumak, sessiz, kendimizle baş başa vakitler yaratmak, hayaller kurmak, meditasyon yapmak çok kıymetli. 
Bunlarla geçen her bir dakika ilham, vizyon ve umut taşıyacak hayatlarımıza. 

Yeni ay, 26 Kasım Salı akşamı Yay burcunda doğacak. Bu taze ışık altında, astrolojil etkilere göre tasarladığım bu ayki Yeni Ay Meditasyonu ve Yeni Başlangıçlar Ritüelimizi yapacağız. 
Bu ayki uygulamalarımız, gönlümüzü hoş edeni duyabilmek ve umudu beslemek üzerine olacak. 

Katılmak istersen, BodyFit Nişantaşı’nda Salı akşamı saat 19:30’da buluşalım.
Detayları burada.

Beden, zihin, ruh bütünlüğü ve dengesi için çaba harcamak, bütünsel sağlığımızı düşünerek hareket etmek bu dört hafta boyunca çok değerli; hediyeleri çok. Kullanın derim. 

Yeni bir egzersiz rutinine başlamak, beslenme düzenimizi adam etmek, uzun süredir sıkıntı yaratan yorgunluk, hastalık ve psikolojik rahatsızlıkların etkisini azaltmayı/bitirmeyi, yeni, konforlu bir hayatın kapılarını aralamayı vaad ediyor. Bence harika bir vaat!

İçimizde bir şeyşer artık değişecek. Mecbur olduğumuz için değil. Bir şeyler hoşumuza gittiği için, bize iyi geldiği için kararlar alacağız. 
Bu sefer bu kararların arkasında sağlam durup, dibine kadar gideceğiz. 

İçerisi değişince, dışarıda her yer çiçek açar. 
Dünya gezegeninin işleyişi böyle.

Bu yeni ayda hoşunuza giden şeyi beslemeye, içinizdeki çocuksu merakı gıdıklayan şeylerin arkasından gitmeye niyet edin. 
Bu niyetin tatlı meyveleri olacak; hayatlarımızı canlılığa, neşeye ve pek çok güzel hediyeye taşıyacak.

Niyetten, eylem doğar. Oradan da tatlı tesadüfler. Unutmayın, her tesadüf, doğru yolda olduğumuzun habercisi. 

Tatlı meyveleriniz çok olsun diliyorum.🙏🏼
Sevgiyle & şifayla🌸

Burcu Akçimen
25 Kasım 2019, İstanbul

İyileşiyoruz! – Akrep Burcunda Yeni Ay ve Etkileri

akrep yeni ay ve etkileri astrolog burcu vurkac akcimen

Bu yeni ay net ve temiz bir başlatma enerjisi taşıyor.
Motivasyonumuza, kararlılığımıza kendimiz bile şaşırabiliriz.
Son derece UMUT verici.

Uzun süredir yazılarımda dönüşümden, değişim vakti geldiğinden bahsediyorum. Korku ile sarmalanmış bünyeler bunu yıkım olarak yorumlar diye hep bir tetikteyim. Aman diyim!
Adım adım, küçük küçük dönüşüyoruz, değişiyoruz.
Damlaya damlaya göl olur misali.
Korkma!

Bu yeni ay, dönüşüm yolculuğumuza güzel bir destek atıyor.
O yüzden umut verici.

Ben kimim?
En güzel BEN nasıl birisi?

Bu iki soru arasında gidilecek bir yol var.
Artık bu yolu kat etmeye daha bi gönüllüyüz.
Kararlı olmak biraz daha kolay.
Kendimize söz verip, sözünde durmak biraz daha kolay.
Durmayalım, karar verelim o zaman.

En güzel SEN nasıl birisi?

Akrep Burcunda Yoğunlaşan Enerji

Akrep burcundaki gezegen birikimi hepimizi puslu bir sis gibi sarmaya başladı. İç konuşmalar artıyor.

Dilin kemiği yok misali, iç sesin de kemiği, filtresi yok bu ara. Öfkemiz, sinirimiz, sivri, yıkıcı düşüncelerimiz kendimize yöneliyor olabilir.
Negatife çokça takılıyor olabiliriz.
Akrep enerjisinin yoğunluğundan bunlar. Aman dikkat!

“Birine duyduğunuz sevgi ve sinir doğru orantılıdır. En çok sevdiğiniz insana herkesten çok sinirlenirsiniz.” demiş Sigmund Freud. Doğruluk payı çok değil mi?

Belki yükselen negatif düşünceler, sinir, umutsuzluk hali, yaşamda en çok sevmemiz gereken kişiyi, kendimizi sevgisiz bırakışımızdan…

İnsan kendini NASIL sever?

Kendin ve kendi hayatın hakkında düşünüp kafa yorarak vakit harcadığın için suçlu hissetmemelisin. Psychology Today’de yayınlanan bir makaleye göre, özellikle kadınlar, kendilerine bu tarz vakitler ayırdıklarında kendilerini suçlu hissetme eğiliminde oluyorlarmış. Yaptıklarımız ile varoluşumuzu tanımlaya alıştıksak hele vay halimize…
Durmak, düşünmek, olmak halleri zor bile gelir.
Sen bana ne yapacağımı söyle de rahatlayayım.” diye yükseliyorsa iç ses okumaya devam edelim.

Sevdiklerimize, sevdiğimizi göstermenin yollarından birisi, onlara odaklı ve kucaklayıcı bir tutumla vakit ayırmak.
Kendini sevmen için kendine zaman ayırman, durmaya, düşünmeye izin vermen çok değerli.
Bilmek yetmiyor, YAPMAK gerekiyor.
Lütfen YAP!

Bu ayki yeni ay meditasyonumuzu, bu odakta hazırlıyorum.
Durmak, dinlenmek ve düşünmek istersen, yeni ay günü, 28 Ekim Pazartesi saat 19:30’da BodyFit Nişantaşı’nda buluşalım.
Detaylar burada.

Odaklandığın her şey büyür!

Nerede kalmıştık?
Hayatındaki negatif şeylere fazlaca odaklanmak zehirleyici, kötü bir alışkanlık gibi. İnsanı boğuyor. Yaşam enerjini tüketiyor. Hayatındaki negatif olayları, yaşadığın tatsızlıkları gereğinden fazla büyütüyorsan, çürüyorsun.
Unutma, odaklandığın her şey büyür!
Kural böyle.

Eğer başına gelen her şeyin ne kadar kötü olduğundan bahsedip duruyorsan veya düşüncelerinin yoğunluğu bu tarafta ise bi dur!
Her şey tamamen kötü olamaz. Bunun tersini gösteren kanıtlar bul kendine.
Hastalıklı olana, eksik olana, sana kötü hissettirene tutunmak bir alışkanlık.
Burayı dönüştürmek gerekiyor.
Bu yeni ayda buna gönüllü olmaya ne dersin?

Kolay değil, alışkanlık kırıyoruz sonuçta.
Ama dedim ya kararlı olmak bu ay bi tık daha kolay.

Yaşamında güzellikler dolsun taşsın istiyorsan, güzelliklere, güzelleştirmeye odaklan.
Odaklandığın her şey büyür!

İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi, kronik şüpheci olmayı öğrenir. Bu gerçekleştiğinde, artık ne yazık ki çok geçtir. İnsanların “tecrübe” dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana tecrübeli denir.” demiş bir de Freud.
Akrep döneminde yükselen enerjiyi tek kalemde anlatıvermiş.

Gel, bu yeni ayla birlikte tecrübesiz olalım.
Yaşamın belirsizliğini sevelim.
Korkmaktan korkmayalım. Korkuyu da kucaklayalım.
Belirsizliklerin altında bekleyen hediyelerin varlığına daha çok inanalım.
Çünkü inançla başlıyor her şey, odaklanmakla büyüyor.
Odaklan ve SEV!

Çokça seviliyorsun, bunu da unutma!

Doğum Haritası Analizi

Böylesi yoğun enerjiler altında kendini anlamak ve zamanın, kendi doğum haritan üzerindeki etkilerini öğrenmek oldukça yol gösterici oluyor.
Doğum haritanı analiz etmemi istersen bana yazabilirsin: burcuvurkac@gmail.com
Kapsamlı astrolojik danışmanlık hizmetimle ilgili detaylı bilgi almak için burayı inceleyebilirsin.

Burcu Akçimen
22 Ekim 2019, İstanbul