Ay Tutulması ve Etkileri: Sevgi Açlığı Çekenlere…

Ay Tutulması ve Etkileri: Sevgi Açlığı Çekenlere…

17 Temmuz Çarşamba’nın ilk saatinde ay tutulması var.
Kendimizi Neye Hazırlayalım?

  • Yorgunluğa.
  • Yorgunluğun, uyuyunca geçmemesine.
  • Duygusal dalgalanmalarla harap olmaya.
  • Değersizlik hissinin, bir süre etimizi delip geçmesine.
  • Huysuz, morali bozuk hallerimize biz bile tahammül edemezken, bu hallerimizden dolayı insanların bizden uzaklaşmasına.
  • Neye canı sıkıldığı belli olmayan bir sürü insanın suratsız suratını çekmeye.
  • Herkesin kendi duygusal dalgalanmaları ile uğraşmaktan, kimseyi teselli edecek hali kalmamasına. Sizinle kimsenin ilgilenmemesine.
  • Moralimizi bozanın ne olduğunu bile tanımlayamadığımızdan, çevrede kafayı takacak konu veya kişi aramaya.
  • Bir üst maddedekini yapıp sağa-sola gereksiz saldıranlara gıcık olmaya.

Ayy! içim şişti.
İnsan bunlara kendini nasıl hazırlar?
Şaka mı bu?

Yorgunuz.
Yorgun olan beden değil.
Psikolojik bir yorgunluk bu.
Ruh zorlanıyor.
Hava ağır.
Sorsan, neyin var niye böylesin diye…
Elle tutulur bir şey anlatan yok.
Bilmiyor çünkü neyi olduğunu. Sorgulamıyor. Sorgulayacak hali yok.

Kendisiyle yüzleşmeyen insanın işi zor.
Bize hissettiklerimizi tanımlamak öğretilmedi hiç.
Moralin mi bozuk, üzgün müsün, kırgın mısın, hüzünlü müsün, kaygılı mısın?
Neyin olduğunu tanımlayamayınca, nereyi nasıl çözeceğini bulamıyor insan.

Bu ay tutulması zamanı biraz kendine çekilip rahatlamaya çalışmak lazım.
Sessizlik, tanımlama yapmayı kolaylaştırır.
Tanımlama yapmak ise, çözüme nereden başlamak gerektiğine ışık tutar.
Bunu tek başına yapmak zor. Yönlendirme iyi olur.” diyenlerdenseniz; öz-şefkat ve gücümüzü toplamak üzerine çalışacağımız bir dolunay meditasyonu var BodyFit Nişantaşı’nda. 17 Temmuz Çarşamba akşamında. Detayları burada. Ben de katılacağım, tavsiye ederim.

***
Bu aralar hepimiz Yengeçvari olduk. Gökyüzü buram buram Yengeç enerjisi saçıyor.
Sanki hepimizin sert kabuğunu almışlar. Yumuşacık iç organlarımızı, etimizi, kanımızı koruyan bir şey kalmamış.
Hassasız. Ufacık şeyden yaralanıyor gibi hissediyoruz.
Kaygı ve sıkışıklık kolay esir alıyor.
Normalde kafaya bile takmayacağımız şeyler, günlerce ruha işkence ediyor.
Halbuki böyle değildik, ne oldu acaba?

Olan şu:
Sevilmeye ve kabul görmeye her zamankinden çok ihtiyacımız var.
Herkes kendi derdine düşmüşken kim seni sevecek?
Kendine sen bile tahammül edemiyorken, kim sana ilgi ve şefkat gösterecek?

Ben de bu aralar, bu enerjileri sünger gibi çekiyorum içime.
Dün akşam, kocamla sarılıp uzanmışken tatlı bir aydınlanma yaşadım. Bu yazıyı günlerdir kafamda döndürüyorum; asıl söylemem gereken şeyi bir türlü tanımlayamadığımı hissediyordum ki bu tatlı aydınlanma ile tanımlayabildim.
Beni “Huysuz karım…” diye severken birden anladım.
Hayatımda hiç kimse, beni, ben huysuzken böyle sevmemişti. Kimse ben huysuzken bana böyle şefkat ve sevgi ile yaklaşmamıştı.
Ben bile o anda kendimi sevemezken, kendime tahammül edemezken, hayata huysuzlanırken beni sevebilmesi ne garipti.
Bir anda beni tüm o negatif halden çekip çıkarıp, kalbimi yumuşatmış ve tüm bedenime huzurun yayılmasına vesile olmuştu.
 
Bir sene kadar önce “Ben huysuzken beni sev. Sevilmeye çok ihtiyacım olduğunda huysuzlanıyorum.” demiştim. Unutmamış. Zor anımda, kalbimin kilidini kolayca açıverdi.

***

İnsanın kendini bilmesi çok kıymetli.
Ruhunun şifrelerini, önce keşfetmek, sonra da sevdiklerine açmak, kendine bir destek sistemi oluşturmak çok şifalı.
Bu aralar bu destek sisteminizdekiler de huysuzlanmış, sertleşmiş, kendilerini sizden çekmiş olabilir. Bilin ki onların da sevgiye ihtiyacı var.
Sevgiyi birilerinin başlatması gerekiyor.
Bugünlerin şifası burada: Zor olanı yapıp, sevgiyi başlatan olmak!

Bir de toprağın ve suyun şifası yardımcı olur bu ara.
Suya girmek, bol su içmek, insanın duygusal dalgalanmalarına iyi gelir.
Doğaya gitmek, toprağa dokunmak da öyle…

***

Bu tutulmanın temel mesajı geçmişi bırakmaya dair.
Artık bize hizmet etmeyeni, iyi gelmeyeni bırakmak gerekiyor.
Bu tema, farkındaysanız uzun süredir var.
Bırakmadıkça, insanı kanırtıyor.
Bu aralar günleriniz çok zor geçiyorsa, bırakmanız gerekeni artık tanımlamanız lazım demek ki…
Bırakılacak olan bir tutum, alışkanlık, karakter özelliği…
Yapılması gereken ödev içsel.
Sevme-sevilme çarkınızı bozan, sizi yalnızlaştıran tutumlarınıza bakın.

Ama yüzeye değil, katman katman derinleri arayın.
Dönüşmesi gereken şeyler derinlere kök saldığında, kökü bulmak da kurutmak da zaman alıyor. Kendinize zaman tanıyın.

Bir de duygusal dalgalanmaları ile etrafa saldıranlardan, duygusal enerji kirliliği yaratanlardan olmayın. Lütfen!
Sevgiyi başlatma yüceliğini göstermeye gayret edin.
Karşıdakinin de sevgiye ihtiyacı var. Hiç öyle görünmüyorsa, bilin ki en çok onun sevgiye ihtiyacı var.

Sevgiyle,
Burcu Akçimen
15 Temmuz 2019, İstanbul

Böylesi yoğun enerjiler altında kendini anlamak ve zamanın, kendi doğum haritan üzerindeki etkilerini öğrenmek oldukça yol gösterici oluyor. Doğum haritanı analiz etmemi istersen bana yazabilirsin: burcuvurkac@gmail.com
Kapsamlı astrolojik danışmanlık hizmetimle ilgili detaylı bilgi almak için burayı inceleyebilirsin.

Güneş Tutulması Etkileri: Daha Güçlü ve Bilge

Güneş Tutulması Etkileri: Daha Güçlü ve Bilge

“Kişinin huzursuzluğu, mutsuzluğu, gerginliği, sıkıntısı ve depresyonu, onu uyandırmaya çalışan önemli dostlarıdır.”
Carl Gustav Jung

2 Temmuz 2019 Salı gecesi, İstanbul saat dilimine göre 22:17’de Güneş Tutulması gerçekleşecek. Etkileri çoktan dünyayı ve psikolojileri sardı.
Korkalım mı?
Hayır!

İnsan cinsi bilinmeyenden korkmaya güdülenmiş. Bu bir hayatta kalma mekanizması, normal.
Güneş tutulmasından ise korkmayalım. Çünkü etkileri, en iyi bildiğimiz yerden geliyor: SEVGİ.
Sevgiden korkalım mı?
Komik bir soru değil mi?

Tutulma bir enerji. Yaşamı yaratan ise insan.
Önce bunu tekrar cebe koyalım. Sonra enerjiyi anlamaya çalışalım.
Anlayalım ki ne yapacağımız, nasıl kullanacağımıza dair bir fikrimiz olsun.
Anlama çabası, yaşamdaki kaosun ve acıların panzehiri.

Bu güneş tutulmasının uzun süreli etkileri olacaktır.
Yoğun etkiler yaklaşık 2,5 yıl; tamamlayıcı etkiler yaklaşık 5 yıl diyor.
Enerji, son dönemin ağır enerjileri arasında, taze, ferah bir meltem gibi; bizi rahatlatmaya, ruhumuzu okşamaya ve iyileştirmeye uygun.

Ama tekrarlıyorum. Enerji bize bir şey yapmaz. Biz yaratırız.
Neyi yaratacağımızı bilgece seçme vakti…
Önümüzdeki günler, hayatımız açısından önemli kararlara gebe.
Bu kararlar sevgisi hissettiğimiz anlarla, koşullarla vedalaşmak, geçmişi temizlemek, yükleri bırakmak, kendine iyi bakmaya dair olsa iyi olur. Ama böyle ifade edince insan ne yapacağını bilemiyor değil mi?
Elinde tuttuğun karmaşık bir yumak misali, ipin ucu nerede, nereden tutsam bilemiyorsun; becerememe hissiyle uğraşmaktansa yumağı bir kenara atıveriyorsun.
Ama attığın keşke yumak olsa…
İç dünyanın, hislerinin kaosunu bir kenara atarsan, bedeli fena oluyor.

***

İnsanın iç dünyasına bakması, anlama çabası, içeriyi derleyip toplaması; kendine bakım yapmak demek. Üstelik dış görünüşüne yaptığın bakıma kıyasla ödülü çok yüksek. 

Yengeç demek, bakım vermek demek.
Tüm insanlığın Yengeç enerjisinden geçtiği bu dönemde bir de Yengeç tutulması ile kuşanmışsak; kendimize bakım vermeyi önemseme zamanımız gelmiş demektir.

Kendine bakım vermek ne demek?
Kendine bakım vermek, cilt bakımına/masaja gidip kısa süreliğine iyi vakit geçirmek demek değil.
Kendi ihtiyaçlarını anlamak ve karşılama sorumluluğunu almak demek.
Özünde SEVGİ kaynaklı hareket etmek demek.
Mesela, yorgunsan dinlenmelisin.
Bedenin büyüdü ve bu seni rahatsız ediyorsa bedenini hafifletmelisin.
İlişki açlığı çekiyorsan sosyalleşmelisin. Sevgi vermeli ve almalısın.
Sevemediğin, içine sığamadığın bir yerdeysen gitmelisin.
İçine attıkların seni şişirdiyse muhatabına söylemelisin.
Bunların hepsi, kendine bakım vermek…
Bunların hepsini temeline SEVGİ koyarak yapabilirsin. Agresif, yıkıcı olmak zorunda değilsin.

İçinden gelen arzular, açlık, güdü ile hareket edebilir; veya SEVGİ kaynaklı ruhun rehberliğini kullanarak hareket edebilirsin. Bu ikisini iyi ayırman gerekiyor.

Aradaki farkı nasıl anlayacağız?
İlki seni mantık-fayda aramaksızın kendine çeker. Otomatikleşmiş tepkilerindir.  Yoğun arzu vardır. Ağırlık vardır. Azcık düşünsen sonrasında pişmanlık, suçluluk vereceğini bilirsin. Umut zayıftır.
İkincisinde ise, rahatlık ve hafiflik vardır. Düşünmesi bile hafif hissettirir insana. Akış hissi verir. Götürdüğü yer hayırlıdır.
SEVGİ kaynaklı ruhun ne yapmanı söylüyor?

***

Bu dönemin güneş tutulması, Mars, Chiron, düğümler ve Satürn-Plüto etkileşimlerinin hepsinin fikir birliğine vardığı bir alan var:
Eski hesapları kapatma vakti geldi. Yerine konulması gereken yeniler var!

Tutulmanın ödevi içsel.  Kendi üzerimizde çalışacağız. Kendimizi sabote ettiğimiz durumları anlamamız gereken zamanlardayız.

Bir duygu durumu, biz fark etmeden tüm hayatımızı etkiliyor. Günümüzü cehenneme çeviriyor, etrafımızdakileri uzaklaştırıyor, bize yardım edilmesini engelliyor olabilir. Onu tanımlayıp, onun üzerine çalışma ve onu geride bırakma zamanı…

Bu halin ne olduğunu aslında biliyorsun. Uzaklarda arama. Görmezden de gelme.
“Bilmiyorum.”lar, yapman gerekenlerin sorumluluğunu almamak için kendini sabote edişlerin. Bunu da anla.

“Siz bilinçaltınızı bilince dönüştürene kadar, o sizin hayatınızı yönlendirecek ve siz ona kader diyeceksiniz.”
Carl G. Jung

Mesela korku, endişe, kaygı, yetersizlik hissi, değersizlik hissi, sevgisizlik, şefkat eksikliği, üzüntü, öfke…
Sizi en çok sabote eden duygu durumlarını fark etmekle başlayın.
Sonrasında yapılabilecek çok çalışma/yöntem var. Okuyun, araştırın.

Bu noktada ben de son 12 yılımın meditasyon teknikleri, astroloji, psikoloji, öğretmenlik birikimi ve  deneyimi ile yine bir sentez hazırladım.
Güneş Tutulması Meditasyonumuzu 3 Temmuz 2019 Çarşamba 19:30’da sunacağım. Detaylar burada.
Kendine bakım vermek istersen, yerini hazırlayalım.
Bize ismini yazdırır mısın?
BodyFit Nişantaşı: 0(530)831-39-19

Zarar veren duygu durumları, sizi çekingen veya agresif yapıyor olabilir. Sürekli aynı döngüleri yaşamanıza ve devamlı hayal kırıklıklarına neden olabilir.
Bu duygu durumları ile aramızı düzeltmek, ruhsal beslenme yaratacaktır. (Kendine bakım vermek!)
Meyveleri ise yaşamımızın her alanında ortaya çıkacak ve tüm hayatımızı etkileyecektir.

Pek çoklarımız için bu tutulma, iyileşme yolundaki final tezi gibi…
Büyük bir şifalanma ve bitirme potansiyeli taşıyor.
Bir şeyi bitirmek için, yerine yeni bir şey koymak gerekir.
Yeni bir şeye adım atmak için yılın en güzel zamanları…
Yeni, korku veriyor olabilir. Kısa süreliğine bu korkuya tahammül edebilir misin?
Meyveleri tatlı olacak diyor gökyüzü. Denemeye değer.

Burcu Akçimen
29 Haziran 2019, İstanbul

İkizler Burcunda Yeni Ay ve Etkileri – 3 Haziran 2019

burcu akçimen astroloji yazar yeni ay etkileri

Yetenekli olduğunu bilmen yetmiyor.
Başkalarının, senin ne kadar yetenekli olduğunu söylemesi de manasız.
Yeteneğini hayata doğurabiliyor musun?
Sendeki yeteneğin, hayata katkısı ne?
Kendinde olanları ortaya koyuyor musun?
İçinde var olan gücü, ortaya çıkarıp, işe yarar hale getirebiliyor musun?
Yeteneğini, becerilerini, içsel gücünü ortaya koymandan seni alıkoyan ne?

Sahi, en önemlisi, senin yeteneğin ne?
Senin hayata katkın ne?
Karakterin, ellerin, kafan, dilin nelerle donatılmış?

***

İkizler Burcunda yeni ay doğacak.
İstanbul’a göre, 3 Haziran Pazartesi günü 13:02’de.

Yukarıdaki tüm satırları yazdıran, işte bu haritada yorumladıklarım.

İçimizdekilerin, zihnimizdekilerin hayata katkısı olacak şekilde, kendimize prestij, saygınlık ve statü kazandıracak şekilde ortaya koyulmasına dair yeni başlangıçlar dönemi…

Zihinler bu ara aktif. Kafalar karışık gibi.
Yeni bir faza geçiş yapacağız da sanki patinaj atıp duruyoruz.
Arada kaldık, Bir türlü ilerlenmiyor sanki.
Bu hal geçici.

Bu aralar ilham fırtınasından herkes payına düşeni alabilir. Kulak vermek gerekiyor.
Hayatta olmak istediğimiz, evrilmek istediğimiz şeylere doğru tatlı bir meltem esiyor.

İlham alıp adım atacak mıyız?
“Amaan, yine kafamda bin türlü düşünce…” deyip, kafa karışıklığına yorup, önemsizleştirip, rutin hayata mı sarılacağız?

Yeni ay ile birlikte, içinde bulunduğumuz yaklaşık 14 günlük dönem, karar çağrısı yapan bir zaman dilimi.
Kararları ne kadar çabuk verir, harekete ne kadar çabuk geçersek o kadar iyi.

Bu yeni ayı, iyicil bir yeni ay olarak nitelendiriyorum.
Bireysel rahatlama, ilham alma, yön bulma ve kararlılık temalarının güçlenmesiyle hareket etmenin, bir şeylere sahip çıkıp ilerlemenin kolaylaşacağı günlere geçiyoruz.

Bu kısa, anlamlı rüzgarları kullanın.
Yelkenlerinizi açın.
Kısa zamanda, hızlı ve güzel yol alabiliriz.
Hepimize için hayırlı, huzurlu yolculuklar, bolluk ve pırıltı ile karşılayan limanlar diliyorum.

Zaman zaman, kendini anlamak ve zamanın, kendi doğum haritan üzerindeki etkilerini öğrenmek oldukça yol gösterici oluyor. Doğum haritanı analiz etmemi istersen bana yazabilirsin: burcuvurkac@gmail.com
Kapsamlı astrolojik danışmanlık hizmetimle ilgili detaylı bilgi almak için burayı inceleyebilirsin.

Sevgilerimle,
Burcu Akçimen
30 Mayıs 2019, İstanbul

Akrep Burcunda Dolunay ve Etkileri – 19 Mayıs 2019

Akrep Burcunda Dolunay ve Etkileri – 19 Mayıs 2019

19 Mayıs Pazar gününün ilk dakikalarında Akrep Burcunda bir dolunay meydana geliyor. Etkilerini hissetmeye çoktan başladık.

Gizemler aydınlanıyor.
Tanımlayamadığımız sıkışıklıklar ve sorunları anlamaya başlıyoruz.
Net bitişlere, tamamlanmalara işaret eden bu dolunay, içsel netleşmelerin de habercisi.

Geçmişten gelen bazı alışkanlıkların, hayatlarımıza verdiği zararı görmezden gelemiyoruz artık.
Kendimizi sabote ettiğimiz alanlar, sesini yükseltmiş durumda.
Bu sesi çoktan duyup, çözüm için içsel kararlılığa ulaşabilenler, çoktan hafiflemeye başladı.

Bir sorun olduğunu bildiği halde, görmezden gelenler ise yorgun.
Onlarda çaresizlik hissi var. Kafa karışıklığı var.

Çok şükür ki hepimiz için şifanın da başladığı bir dönemdeyiz.
Sezgilerimiz güçleniyor.
Hızlı olmayacak, ama adım adım kabulleniyoruz olan biteni.
Kabullenme ile birlikte yüklerimizi boşaltıyoruz.
Yavaş yavaş hafifliyor ve rahatlıyoruz.

Özellikle kadın temasının vurgulandığı bu dolunayda, hayatımızdaki bazı kadınların yalanları, kıskançlıkları, gizledikleri gün ışığına çıkabilir.
Gizlenen konular ve ilişkiler ortaya çıkarken, güvendiğimiz dağlara karlar yağdığını hissedebiliriz.
İhanete uğramışlık veya kandırılmışlık hislerinin yarattığı öfke dalgalanmaları söz konusu olabilir.

Derinlere dokunan bağlar ve duyguların tetiklendiği bu dönemin temel mesajı bitirmek/tamamlamak üzerine.

Aslında çoktan bitmiş, ama bitirilememiş ilişkileri, kökten bitirmek için son bir darbe bekliyorsanız, bu dolunay civarında bu darbeyle karşılaşabilirsiniz.

Dolunay haritasının bileşenleri, korktuğumuzun başımıza gelmesi mesajını verse de asıl vurgu, olan bitenin üstesinden gelebilecek gücü bulmamızda.
Son dönemin savrulmaları, duygusal fırtınaları giderek azalıyor.
Merkezimize dönüyoruz.
Kaygılarımızı yatıştırmayı tercih edeceğiz.
Nasıl derseniz…
– Sorun mu var?
– Evet.
– Yapabileceğin bir şey var mı?
– Evet.
– Ne mutlu sana. Yap o zaman.

– Sorun mu var?
– Evet.
– Yapabileceğin bir şey var mı?
– Yok.
– Kabullen; tamamlanmaya ve hayatının değişimine izin ver.

Tutmaktan yorulduğun ipin ucunu artık bırak.
Ellerin yara bere içinde. Acıyor.
Yoruldun.
Artık bırak ve rahatla.

***

Durumu ortaya koyduk.
Şimdi bundan sonrasına dair gönülleri ve kafaları rahatlatmak için neler yapabileceğimize bakalım.

İçinde bulunduğumuz süreç, olan biteni birlikte atlatma süreci.
Hedefe yürürken veya çözmemiz gerekenleri çözerken başkalarıyla birlikte yol almakta fayda var.
Yalnızlık, kafa karışıklığı ve dağılma getirebilir.
Birlikte yürümek için üzerimize düşeni yapmamız, sorumlulukları paylaşmamız gereken bir süreçteyiz.
Üzerimizdeki sorumlulukları yerine getirmek için elimizden gelenin en iyisini yapmamız gerekiyor.
Bir yandan da sorumluluğu paylaştığımız kişilere güvenmek ve onların ellerinden gelenin en iyisini ortaya koymaları için destek olmalıyız.
Destek olmak ile kontrolcü bir baskı kurmanın farkının ayırdında olmalıyız.
Sorunlar, güç birliği ile çözülecek.
Hedeflere, güç birliği ile ulaşılacak.

Yaşama nasıl katıldığımızın farkında olalım.
Her nefes, yeni bir an demek.
Her nefesle, yaşamda dik durmak, sorumluluk almak ve yaşama nezaketle katılmak bir seçim.
Mızmızlanmak, şikayet etmek, suçlu aramak, sertleşmek de bir seçim.
Sen her yeni günde hangi seçimi yapacaksın?
Gücünü de yolunun kolaylığını da bu seçim belirleyecek.

Yaşam değişmeye, dönüşmeye çağırıyor.
Arınmayı, bitirmeyi ve sorumluluk almayı bekliyor.
Bugün, bu andan itibaren yeni, temiz bir sayfa açmak mümkün.
Önemli olan, bu sorumluluğu alacak kararlılığı gösterecek misin?
Temiz bir nefes alıp, gülümsemeye var mısın?

Böylesi yoğun enerjiler altında kendini anlamak ve zamanın, kendi doğum haritan üzerindeki etkilerini öğrenmek oldukça yol gösterici oluyor. Doğum haritanı analiz etmemi istersen bana yazabilirsin: burcuvurkac@gmail.com
Kapsamlı astrolojik danışmanlık hizmetimle ilgili detaylı bilgi almak için burayı inceleyebilirsin.

Sevgilerimle,
Burcu Akçimen
16 Mayıs 2019, İstanbul

Yeni Ay ve Etkileri

Yeni Ay ve Etkileri

Gökyüzü bir süredir savaş yeri misali…
Sanki gök yarıldı. Fırtınalar kopuyor.
Şimşekler çakıyor. Yıldırımlar düşüyor.
Biz insancıklar, fırtınanın ortasında, derme çatma bir barakanın içinde, gökte kopan fırtınaya maruz kalmışız.

Ses çıkarsak duyan yok.
Duyulsa, anlayan yok.
Belirsizlik diz boyu.
Sıkışmış hissediyoruz.
Çaresiz hissediyoruz.
Tam gücümüzü toparladık diyoruz, o hal birden yok oluveriyor. Aşkolsun bulabilene…
Umut zayıfladı. Sanki ölüm orucunda. Nasıl beslenir; bulamıyoruz.

Kendimizi güvende hissetme arzumuz had safhada.
Değişim rüzgarları esiyor.
Hatta fırtına kopuyor.
Biz değişmeyelim de dünya değişsin istiyoruz.
Ama maalesef oyunun kuralları böyle işlemiyor.

Korku, endişe, kaygı bolca…
Sebebini sorsalar, nereden başlayacağımızı, ne anlatacağımızı bile bilmiyoruz.
Böyle zamanlar hasta ediyor insanı.
Rahatlayamayan beden, sakinleşemeyen zihin ve kısacık nefeslerle, dünya cehenneme dönüşüyor.

Bu ayki Yeni Ay Meditasyonumuzda ilk önceliğim bedensel rahatlama, derin gevşeme ve zihni sakinleştirmek bu nedenle.

Önümüzdeki yol uzun.
Değişim rüzgarları sert.
Önden dinlenip, enerji toplamanın faydası çok!
Katılmak istersen, etkinlik 6 Mayıs Pazartesi akşamı BodyFit Nişantaşı’nda; detayları burada.

İçinde bulunduğumuz haller pek iç açıcı değil işte…
Tatlı rüzgarda bile gıcır gıcır sallanan baraka tahtaları (evimiz, yuvamız, güvendiklerimiz), bu fırtınada hiç güvende hissettirmiyor.
Biraz olayı büyütsek, sanki hayat başımıza yıkılıyor diyeceğiz de demeye dilimiz varmıyor.

Yeni ayla beraber neler geliyor?

Yeni ay Boğa’da. 5 Mayıs Pazar günün ilk saatlerinde doğuyor.
Konularımız kendimizi güvende hissetmek, kök salmak ve kişisel değerimizle ilgili.

Kendini bu aralar son derece beceriksiz, yetersiz, neyi tutsa çökertiyormuş gibi hissedenlere ilk sözüm:
Kendinizi azarlamaya ve suçlamaya harcadığınız zamanı ve enerjiyi, kendinizi ayağa kaldırmaya harcamanız gerekiyor.

Biliyorum, hiç motivasyonunuz yok. Yılmış ve yorgun hissediyorsunuz.
Bekledikçe de o motivasyon gelmiyor. Gelmeyecek.

Ne yapacağız?

Yeni ay haritasının önerisi: Harekete geçeceğiz.
Motivasyon denen kavram, doğrusal bir yol değil, dairesel bir döngüdür. Bazen motive olur ve harekete geçersin. Bazen de tam tersi, harekete geçersin ve motivasyon onu takip eder.
Özetle, motive ol veya olma, hareket et.

Ne yönde?

Hepimizin konusu farklı. İş, para, ilişki, aile, kariyer, sosyal hayat, yurt dışı, eğitim, hayaller, idealler vs…
Konumuz her ne ise zaten gündemimizde, kalbimizde yara, midemizde yumruk…
Uzaklarda aramaya zahmet etme.

Konun ne olursa olsun, gökyüzündeki fırtına, kaynaklarımızı gözden geçirmemizi söylüyor.
Finansal, ilişkisel kaynaklar, becerilerimiz, yapabilirliklerimiz, yaratım ve üretim gücümüz…
Bunları, kendimizi yeniden güvende hissetmek için nasıl kullanabiliriz?
Düşünmenin tam zamanı.

Korkuyoruz, kaygılıyız.
En çok da bilinmeyenden dolayı…
Ama hayat zaten bilinmeyenler denizinde yüzmek değil mi?

Kök salmak istiyor bir yanımız.
Sabitimiz olsun, deniz feneri misali, yönümüzü ondan bulalım.
Sığınalım. Korunalım.
Olsun zaten.
Sabit(ler)imiz olsun.

Değerlerimiz, derin bağlarımız, sevgi ilişkilerimiz…
Hayata anlam katan, yaşamaya değer kılan sabitlerimiz…
Aradağımız kudret, bu sefer bu sabitlerde gizli.
Onların varlığıyla güçlenip, uzun yol yürüyeceğiz.

Hatırlatıyorum, harekete geçmen lazım.
Değişim kapıda.
Korkuyu, endişeyi kaç derin nefes geçirir bilmiyorum. Çokça lazım. Ama çözüm değil.

Önündeki yol gözünde çok büyüyor belki.
Ama yollar bir anda yürünmez. Adım adım yürünür.
Sabitlerin deniz fenerin olsun. Yönünü onlarla bul.
Uzağı değil, önündeki adımları, adım adım planla ve adım adım yürü.
Yol uzun.
Çok şey değişecek.
Değişimlerin, senin hayrına olduğuna güven.
Şu an her şey tam aksini gösteriyor gibi görünse bile; güven.

Böylesi yoğun ve zorlu enerjiler altında kendini anlamak ve zamanın, kendi doğum haritan üzerindeki etkilerini öğrenmek oldukça yol gösterici oluyor. Doğum haritanı analiz etmemi istersen bana yazabilirsin: burcuvurkac@gmail.com
Kapsamlı astrolojil danışmanlık hizmetimle ilgili detaylı bilgi almak için burayı inceleyebilirsin.

Sevgilerimle,
Burcu Akçimen
3 Mayıs 2019, İstanbul

Dolunay Etkileri

gunes-tutulmasi-etkileri-astrolji-astrolog-burcu-akcimen

19 Nisan 2019 Cuma günü dolunay.
Dünyaya olan etkileri, geçen dolunaydan beri büyümeye devam ediyor.

İnanmaya hazır, kırılgan parçan, içine içine ağlıyor mu?

İçinde saf, temiz bir çocuk var.
Derinlerde koruduğun, sakladığın.
Toprağı kaza kaza gün ışığına çıkmaya çalışıyor sanki…
Gün ışığını görmüş.
Umutlanmış.
İlişki kurmak, sevmek, sevilmek istiyor.
İlgi istiyor.
Şefkat istiyor.
İhtiyaçları var; karşılansın istiyor.
Senin ona veremediğin, ihmal ettiğin ne varsa istiyor.
Sen vermeyince gözünü dışarıya dikiyor.

Güvenmek istiyor.
Kalıcılık ve tutarlılık istiyor.
Senin veremediğini, dışarıdan alacağım diye bir umut bakıyor.
Bazen adeta ilgi, şefkat dileniyor.
Kızıyorsun dış dünyaya. Çünkü sana istediğini vermiyor.
Sen de kendine istediğini vermiyorsun.
Nasıl olacak böyle aç, susuz?

Kendin olmak, içinden geleni yapmak var bir yanda…
Bir yanda ise –meli –malı’lar var.
Gerekenler ve yasaklar var.
Baş başa vermişler, savaşıyorlar adeta.
Savaş senin içinde.
Yorgunluğun bu yüzden.
Pes mi etmek lazım acaba?

Gökyüzü “Kendini sev, içinden geleni yap.” diyor.
Böylece sevebilirsin, hafifleyebilirsin.
Ama bize kendimizi nasıl seveceğimiz öğretilmedi ki!
‘Kendini sev.’ denilince boş boş bakışımız ondan.
Okullarda böyle bir ders olsaydı keşke.
Bu dersi geçince hayat oyunu hafilerdi belki.

Üzerimizde bir baskı var sanki:
Hayatın güzel görüsün, sen güzel görün.
İlişkin güzel görünsün.
İmkanların güzel görünsün.

Bu gerçek olamaz.
Bu ağır bir yük.

Bu dolunaya dair benim yorumum ise şöyle:
Güzel görünme kaygısı ile hareket ediyorsan fark et.
Nasıl göründüğün değil, nasıl hissettiğin önemli.
DENGE’yi gözet.
Bir yana devriliyorsa teknen, uzun yol gidemezsin.
Hayatını dengeye taşımak için gerekenleri fark et.

Yoksunluk hissettiğin şey, hayatta sanki en önemli şeymiş gibi bir illüzyona kapılabiliyor insan. Bu acı verici hale düştüysen DİKKAT!
Yoksunluğun altında bir inanç var.
Dilinden dökülenden farklıdır bu inanç.
“İstiyorum.” dersin, inancın “Hayatta olmaz!” olabilir.
Bu inancı bulman ve parçalaman lazım.
“NASIL?” diye sorma bana.
Bu en zor soru. Bilmiyorum. Farklı yöntemler olabilir.
Hayat yolunda hepimizin düşe kalka yürümesinin sebebi, kendi cevaplarımızı bulmak belki.

***
Kaygı, korku ile hareket etme.
İçimizde hepimiz sevgiyi biliyoruz.
Gördüğümüz an tanıyoruz.
Bu kadar tanıdık ve iyi gelen bir duyguyu ifade etmek, kendini ve hayatı sevme yolunda bir adım olabilir.

Bu dolunay derinde yatan ne varsa şefkatle kucaklamayı öneriyor.
Kendin kucaklayamıyorsan, seni sevenle, şefkatle saranla kucaklamayı dene.
Anlat, paylaş. Birlikte kucaklayın.
Çıkış yolu bulamasan da hafiflersin.
Gücünü toparlarsın belki.

Hiçbir zaman yalnız değilsin.
Hiçbir zaman da yalnız olmayacaksın.
Hayat hepimizi seviyor.
Bazen hiç öyle gelmese bile…
Hayat hepimizi seviyor.
Güven!

Burcu Akçimen
16 Nisan 2019, İstanbul