SELÜLİT DOSYASI-2: Selülite Karşı 5 Temel Besin

SELÜLİT DOSYASI-2: Selülite Karşı 5 Temel Besin

Nasıl beslendiğimiz, selülitle savaşmada en önemli madde!

Selülit, yıllardır derslerimde çok sorulan bir konu olduğundan, bu konuda okumuş-araştırmışlığım çok.
Özellikle Dr. Mehmet Öz ve Dr. Howard Murad’ın bu konudaki yayınlarının sıkı takipçisiyim.
Bugünkü yazımda Dr. Murad’ın tavsiyelerini sizlere özetlemek istiyorum.

Selülit, kilolu-zayıf fark etmeden her yaştan kadında bulunabiliyor. Çünkü selülit, özünde deri altı yağları ve bağdokumuzla ilgili bir problem.
Teknik detayını ayrı bir yazıda paylaşacağım bu konunun beslenmeye dair çözümlerini paylaşmak istiyorum bugün.

Selülitlerinizden kurtulmak istiyorsanız aşağıdaki 5 maddeyi beslenmenize mutlaka dahil etmelisiniz. Denedim, başka deneyenler de biliyorum. İşe yarıyor!

  1. Lesitin:
    Lesitin, dokuları onaran, hücrelerin yeterli su ile dolmasını, nemlenmesini ve genç kalmasına yardımcı olan bir besin. Şu yiyeceklerde bulunuyormuş:
    * Yumurta,
    * Tofu,
    * Soyalı ürünler
    * Karnabahar,
    * Yemişler,
    * Patates,
    * Domates
    * Ispanak

    Ben düzenli olarak yumurta tüketerek bu besini almaya çalışıyorum.
    Son dönemde çok konuşulan “serbest dolaşan&sağlıklı” tavuk yumurtalarından alıyorum. Evet bir miktar daha pahalı, ama sağlığımız için değdiğini düşünüyorum.

  2.  Temel Yağ Asitleri
    Temel Yağ Asitlerinin faydaları çok fazla. Konu selülit olunca, en temel faydası hücrelere su çekmek ve hücre duvarını onararak su kaybını engellemek oluyormuş.
    Yeterli suya sahip hücreler, pürüzsüz ve sağlıklı bir cilt anlamına geliyor malum.
    Temel yağ asitlerini vücudumuz üretemiyor. Dışarıdan yiyecekler ile almak gerekiyor.
    İhtiyacımız olan temel yağ asitleri  Omega-3, Omega-6 ve Omega-9’u ihtiva eden yiyecekler ise şöyle:
    * Soğuk su balıkları
    * Keten tohumu
    * Zeytin yağı
    * Yemişler (çiğ ceviz, badem, kajun, şamfıstığı)
  3. Amino asitler:
    Orta okuldan hatırlarsınız. Proteinlerin yapıtaşı aminoasitlerdir. Yani protein yememiz gerekiyor.
    Selülit söz konusu olunca, bağ dokudaki elastin ve kolajenlerin yani cildimizi sıkı ve diri tutan maddelerin üretimi için olmazsa olmazlar amino asitlermiş.
    9 Temel amino asit vücudumuz tarafından salgılanamıyor. Bunları dışarıdan almamız gerekiyor.
    Et, tavuk, balık, peynir, yumurta ve soyada bu 9 temel amino asidin tamamından yeterli miktarda bulunuyor.
  4. Antioksidanlar
    Antioksidanlar vücudumuzdaki hasarı önler ve iyileştirir. Sadece selülit değil, kanser tedavilerinde dahi kullanılır.
    En iyi antioksidan kaynakları bitkiler ve meyvelerdir.
    Yiyeceğin rengi koyulaştıkça içerisindeki yararlı vitamin ve antioksidanlar o kadar yoğunlaşıyormuş.
    Bir başka antioksidan önerisi de bitkileri fazla pişirmemek.
    Dr. Murad’ın saydığı onlarca antioksidan kaynakları arasında benim favorilerim nar, goji meyvesi, yeşil çay, kara üzüm, koyu renkli meyve, sebzeler ve turunçgiller.
  5. Vitaminler
    Yumuşak, sıkı ve sağlıklı bir cilt için en önemli vitamin B vitamin imiş.
    B vitaminlerinin de çeşitleri var malum. Selülite karşı cildimizi sağlıklı, yumuşak ve sıkı kalmasına yardımcı olacak vitaminleri, kümes hayvanları, koyu yeşil yapraklı sebzeler, balık, yumurta ve tahıllardan sağlayabiliyormuşuz.

SELÜLİT DOSYASI-1: Selülitten Kurtulmanın Temel Bileşenleri

SELÜLİT DOSYASI-1: Selülitten Kurtulmanın Temel Bileşenleri

Selülitten Kurtulmanın 9 Temel Bileşeni Var! 

Son günlerde ünlü hanımlar plajlarda boy gösterip, selülitleri ile görüntülenince olay koptu malum. Öncelikle gazetecilerin bir kısmının yazdığı o saygısız ve edepsiz tarzdaki yazıların bir gün başlarına patlamasını diliyorum ve konuya dalıyorum.
Evet, selülit pek çok kadının muzdarip olduğu bir durum.
Hormonal olduğu için de erkekler bu dertten genellikle muaf.
Hal böyle olunca gelin selülite kadın kadına savaş açalım ve bu beladan nasıl kurtulacağımızın yollarını birlikte öğrenelim ve paylaşalım diyerek yola çıkmaya karar verdim.

Benim selülitim var mı diye soruyorsanız…
Evet vardı. Şu an yoklar, daha doğrusu görünmüyorlar. Başlangıç seviyesine indiler ve daha da iyiye gideceğini biliyorum.
Yazdığım konuları genellikle deneyimleyip, içselleştirmemişsem kaleme almakta zorlanıyorum. Bu selülit konusunda yıllarca çok konuşup, araştırıp, deneyip, derslerimde de anlattığım için, söylecek çok şey var. Bu nedenle önümüzdeki günlerde sizlerle adım adım farklı pek çok çözüm paylaşacağım.

Çözümlerin ortak amaçları var.
Eğer siz de selülitten muzdaripseniz ve çözüm yollarına zaman&para anlamında yatırımlar yapıyorsanız bu ortak noktaları lütfen öğrenin. Aksi taktirde bu problemden büyük paralar kazanan fırsatçıların ikna edici ama içi boş sözlerine kanarak sonuç vermeyen uygulamalara kurban gidebilirsiniz.

İşte selülitlerden kurtulmanın temel bileşenleri:

  1. Damarları güçlendirmek, kan dolaşımını hızlandırmak
  2. Bağdoku üretimini desteklemek
  3. Kolajen ve elastin üretimini tetiklemek
  4. Suyu hücrelere çekmek
  5. Hücre zarını onarmak ve hücrelerin su kaybını engellemek
  6. Bedendeki dokular arası atık suyu azaltmak
  7. Serbest radikallerin bedende oluşturduğu hasara engel olmak
  8. Enflamasyonu azaltmak
  9. Cilt soyma uygulamalarını desteklemek

Bu 9 amaca ulaştırmayan madde veya uygulamaların mutlu edici bir sonuca ulaştırmayacağını bilmenizi isterim.

Önümüzdeki yazılarda her yönü ile selülite karşı neler yapabileceğimizi kaleme alacağım.

Selülitli veya selülitsiz olsun, fark etmez; hayat her türlü güzel!
Gülümsemeye devam…

Tatlı Krizine Girdim? Nasıl Kurtulalım?

Tatlı Krizine Girdim? Nasıl Kurtulalım?

Tatlı krizine girmek!
Ne kadar tanıdık değil mi?
Peki nasıl baş edeceğiz?  

Benim gibi yemeyi seven bir kişiyseniz – özellikle Boğa ve Yengeç burçları için çok üzgünüm, pek seviyoruz yemeyi- bu tatlı krizleri, doyasıya yemek ve ardından gelen PİŞMANLIK hissini eminim tatmışsınızdır.
PİŞMANLIK ve kötü hissetme olmasa bu konuya hiç girmeyeceğim. Ama bu kötü hislerle baş edebilecek yollar var. Hepsini denedim, büyük ölçüde işe yarıyor!

Tatlı krizine girdiğiniz anlarda, kurtulmak için bazılarını veya hepsini deneyin: 

1. Gidip BÜYÜÜÜK bir bardak soğuk su için. 
Krizinizin kaynağı susuzluk olabilir. Şaka yapmıyorum. İlk duyduğumda ben de şaşırmıştım.

2.  Spor kıyafetlerinizi giyip evden çıkın ve en az yarım saat yürüyün.
Bunu yaptığınız an kazandınız! Hem tatlı ile gelecek kalori ve yağlardan kurtuldunuz hem de spor yapıp forma girmek ve mutluluk hormonlarını salgılamak gibi bir artınız var artık. 

3. Açsanız ve tatlı krizine girdiyseniz ASLA tatlıya saldırmayın.
Gidip kocaman bir yağsız salata veya ızgara tavuk yiyin. Üzerine büyük bir bardak su için. Halen tatminsiz hissediyorsanız kahve-çay keyfi yapın. Halen tatlı krizi devam ediyorsa gidin biraz dolaşın. Tüm bunları yapıp halen tatlı krizindeyseniz gidin yiyin, ama artık pişmanlık duymamaya gayret edin!

4. Tatlı yerine alternatif yiyecekleri deneyin.
Meyve veya kuruyemiş yiyebilirsiniz. Ancak abartmadan! Üzerine de yine büyük bir bardak su için.

 

TATLI KRİZİNE Hiç Girmemek de Mümkün!

* Zayıflama hedefinizi belirleyin ve her gün bu hedefi kafanızda canlandırın.
O hedefe ulaşınca nasıl hissedeceğinizi deneyimleyin. Tatlı krizi diye bir şey hayatınızdan tamamen çıkabilir.
* Öğün atlamayın, aç kalmayın.
* Tek çeşit besin grubu içeren şok veya sağlıksız diyetler yapmayın.
* Evden tüm tatlıları uzaklaştırın. Birisine verin veya çöpe atın! Ama MUTLAKA evden, kendinizden uzaklaştırın.
* Dışarıda yemek yediğinizde, yemekten sonra hemen kahve-çay siparişi verin ki etrafa kriz gözleri ile bakmanızı engellesin.

BESLENME ve KİLO VERMEYE GİRİŞ

BESLENME ve KİLO VERMEYE GİRİŞ

Aç Kalarak Kalıcı Kilo Verilmez!

Sizlerden gelen istekler, yoğun bir şekilde beslenme önerileri paylaşmam yönünde.
HAKLISINIZ!
Forma girmek ve formda kalmanın %50’si EGZERSİZ YAPMAK ise, diğer yarısı da DOĞRU BESLENMEK.
Bugünden itibaren BESLENME önerilerimle de ZAYIFLAMA KAMPIMIZI destekleyeceğim.

Bugün BESLENME konusunda en önemli gördüğüm 3 maddeden bahsetmek istiyorum.

*AÇ KALARAK Kilo Vermeye Çalışmak en büyük HATADIR!
Aç kalan herkes bir miktar kilo verir.Ama bu durumun yarattığı olumsuz sonuçlar bilimsel olarak ispatlandı. Bakın Prof. Dr. Karatay kitabında bu durumu nasıl açıklıyor: 
Aç kalarak veya düşük kalorili bir diyeti uyguladığınızda kilo veriliyor. Fakat beyinde vücut kıtlık içinde algılaması oluşuyor. Beyin metabolizmayı yavaşlatıyor. Bir miktar kilo verilse bile, normal yeme alışkanlığına geçer geçmez beyinden ‘vücut tekrar kıtlığa girebilir’ endişesi ile DEPOLAMA mesajı gönderiliyor ve hızla kilo alınıyor.

Hayatımız boyunca aç kalarak, mutsuz, yorgun ve enerjisiz yaşayamayız. Dolayısıyla kısa süreli kilo verme amaçlı AÇ KALMAYIN! Uzun vadede çok daha mutsuz ediyor.

* DİYET YAPMAYIN!
Sağlıklı Beslenmek YAŞAM TARZINIZ olsun! 
Ben hiç diyet yapmıyorum. Çünkü diyet sürdürülebilir bir şey değil. Diyet yapanların da diyeti bırakmaları ile beraber kilo aldıklarını üzülerek gözlemliyorum.  
Sağlıklı ve kaliteli beslenmek  (bunların detayını önümüzdeki yazılarda açıklayacağım.) bir yaşam tarzı olduğunda, evet kısa sürede kilo veremezsiniz. Ancak verdiğiniz kilolar KALICI olur. Enerjiniz, keyfiniz yerinde olur.
Doğru ve kaliteli beslenmeyi öğrenmeyi kendinize borçlusunuz!

* BOL SU İÇİN
Tüm doktorların, tüm diyetisyenlerin, tüm kitapların doğru beslenme konusunda ortak bir noktası var: Bol Su İçmek
Sağlığınız, güzelliğiniz ve formunuz için bol su için, her şeyin kolaylaştığını fark göreceksiniz. 

 

Sağlıklı ve Parlak Saçlar İçin Bilmeniz Gerekenler

Sağlıklı ve Parlak Saçlar İçin Bilmeniz Gerekenler

Bayılıyorum uzun saçlara!
Durum böyle olunca nasıl bakacağını, yapman ve yapmaman gerekenleri bilmen, bilmiyorsan öğrenmen gerekiyor.
Saçlarına ne kadar özenli davranırsan, pırıl pırıl parlayarak, kolayca şekle girerek sana cevap veriyorlar.

Geçtiğimiz yıl TV programımın bir bölümünü bu konuya ayırmıştım. Anlattıklarımı uygulayanlardan çok güzel geri dönüşler aldım ve çok mutlu oldum. TV’de anlattıklarımı yazarak kalıcı bir şekilde paylaşmak istedim.

İşte sağlıklı ve pırıl pırıl parlayan saçlara sahip olmak için bilmeniz ve uygulamanız gereken 6 SIR:

1.   Çok sıcak su ile yıkamayın

Özellikle kış aylarında sıcacık su ile duş almayı seviyoruz. Ancak bunun saçlarınızı matlaştırdığını bilmelisiniz.
Hatta cildiniz için de pek faydalı olduğunu söyleyemem. Büyük ihtimalle, vücudunuzun diriliği için soğuk suyun daha iyi olduğunu duymuşsunuzdur.

2.   Tek şampuan yapın

Saçlarınızı yıkarken gıcır gıcır olması için uğraşmayın. Saç derinizdeki nemi ve yağı tamamen ortadan kaldırmak size yıkama esnasında tertemiz hissettirse de bilin ki tek şampuan yaptığınızda da saçlarınızı tamamen arındırmış oluyorsunuz. Fazlası saçlarınızı kurutmak için birer bir.

3.   Saç kremini saç diplerine sürmeyin

Saç kreminizi uygularken saç diplerine gelmemesine özen gösterin. Kremler saç uçları ve gövdesi içindir. Diplerine kremli ellerinizle masaj yapmak saçlarınızın dökülmesine neden olabilir. Ben bu hatayı geçmişte yaptım ve bu kötü deneyimi kimsenin yaşamasını istemem.

4.   Saçlarınızı havlu ile kurulamayın, yıpratmayın, sıkmayın

Saçlarınızı çamaşır sıkar gibi havlu ile sarıp sıkıştırıp yıpratmayın. Unutmayın onlar çamaşır değil; eskimeden bizimle kalmasını ve parlamasını istediğimiz saçlarımız.
Saçlar ıslak iken daha hassas oluyorlar. Dolayısıyla havlu ile haşı huşur kurulamak saçınızı ciddi şekilde yıpratacaktır. Aklınızdan çıkartmayın.

5.   Durulanmayan bakım kremleri kullanın

Yıllardır saçlarımın en temel koruyucularından birisi durulanmayan bakım kremleri. Islak saçların kolaylıkla açılmasını sağladıkları gibi saçları da besliyorlar. Ben Gliss’in durulanmayan saç açıcı spreyini kullanıyorum ve çok memnunum, tavsiye ederim.

6.   Çok sıcak ayarda saçınızı kurutmayın

Ve en önemli madde! Saçlarınızı en sıcak ısıda kurutarak onların çıtır çıtır kurumalarına, kırılmalarına ve bakımsız görünmelerine neden olursunuz.
Biliyorum, saçlarınız uzun ise ılık ısı ayarında kurutmak bitmek bilmeyen bir seramoni halini alabiliyor. Ancak saçlarınıza özenli davrandığınızda onlar da pırıl pırıl parlayarak size fazlası ile teşekkür ediyorlar.
Bir kereden bir şey olmaz diye düşünerek maksimum sıcaklıkta saçlarınızı kurutmayın. İnanın sadece bir defa saçların nemini aldıktan sonra yerine koymak çok zor oluyor. Nem bakımları ile fazlasıyla desteklemek zorunda kalıyorsunuz.

Evet,  uzun saçları yıkamak uzun ve zor. Saç bakımını daimi hale getirmek ve özenli olmak gerekiyor. Ancak aynaya bakınca gördükleriniz ve etrafınızdakilerin güzel yorumları bu bakım zorluğunu unutturup “İyi ki de bakıyorum onlara!” dedirtiyor.

Tabiki iş sadece bunlara dikkat etmekle bitmiyor.
Kendi hazırladığım bakım maskelerim, saç çıkartıcı karışımlarım ve çok daha fazlası ile önümüzdeki yazılarda görüşmek üzere.

Ödem Söktürücü Çay Tarifi

Ödem Söktürücü Çay Tarifi

Biz kadınların sıklıkla karşılaştıkları bir problem ÖDEM.

Regl öncesi veya biraz tuzlu yiyince siz de hemen şişiyorsanız ve bu şişkinlik tartıda da karşınıza çıkıyor ise size güzel bir haberim var!
Dr. Ender Saraç‘tan  öğrendiğim Ödem Söktürücü Çay derdimize deva oluyor.

Ödem Söktürücü Çay Tarifi:
Malzemeler:
* Yarım tatlı kaşığı iri yapraklı yeşil çay
* 1 tutam mısır püskülü
* 1 tutam kiraz sapı (8-10 adete kadar)
* 5-6 adet sapıyla beraber taze maydanoz
* Ben çayda karanfil tadı sevdiğim için 4 tane de karanfil tanesi ekliyorum.

Bu karışımı 4-5 dakika kadar kaynatıyorum. Süzüyorum ve içiyorum. Günde 3 su bardağı içmek yeterli. Fazla soğuk içilmeyin diye bir uyarısı da var.
Çayı tüketmek için en iyi zamanlar sabah kalkınca, kahvaltıdan önce veya akşamüzeri saatleri imiş.

Bu çayın tarifini derslerimde de anlattıktan sonra pek çok öğrencim denedi ve ödemlerinin azaldığını söylediler.
Deneyin derim!

Ödemsiz, hafif günler diliyorum 🙂